Yazılar

ADALET DÜNYADA BİR ÜTOPYADIR

İnsanoğlunun arkasına sığındığı kavramlardan biriside “ADALET” kavramı. Öyle ki dünya’ya doğmuş olanlar hep karşısından kendisine adaletli davranılmasını talep etmektedir. Adalette demokrasi yalanımız  gibi duruyor uygulamalarımızda. Çünkü adalet kişinin, zümrenin, ırkın, halkları yöneten ideolojinin, dinlerin bakış açılarına göre değişiyor. Her gurup  kendi adaletini adaletli bulduğu için ,diğerlerine kendi adaletini dayatmak istiyor. Çoğumuzun adalet algısı bizim çıkarlarımıza dayandığında ortaya çıkıyor. Adaletli olmak evrensel ortak bir paydayı eşitlemek demektir.Bu kim olursan, ne olursan, nerede olursan, karşında insan varsa, hayvan varsa, bitki varsa bu ortak paydayı gör demektir. Biz  insanlık olarak bu ortak paydanın  hiç bir yerinde değiliz. Dünya halkları için adalet içi boş bir kavramdır. Adı olan, kendisinin  evrensel boyutta uygulaması bulunmayan bir ütopyadır. Sevgilerimiz gibi adaletimizde sadece söylemden öteye gitmemiştir. Dünyaya adalet dağıtacağını iddia eden guruplara bakacak olursak onların adaletide kendi çıkarları ile örtüştüğünde bitiyor. Bitiyor demek doğru bir tanım olmadı  sanırım, olmayan bir şey bitemez. İnsan dünyaya geldiğinden beri her daim bir kutuplar diyarı yaratıp birilerini ötekeliştirip düşmanlaştırdığı için evrensel bir adaleti yakalayamadı. Karşıt haline getirdiğin ve  senin algına ters gelen kitlelere nasıl adalet dağıtacaksın. Bunun mümkünü var mıdır? Üstelik bizim ego gibi baş belası bir düşmanımız var, hırslarımız var, dediğim dediklerimiz var, kendimizin ait olduğu görüşün en üstün olduğuna inancımız var, bu kadar  körlükle  evrensel adaleti sağlamamızın mümkünü yoktur . Bu yüzden de dünyanın hiç bir  ülkesinde,yasalarında evrensel hakla batılı ayıracak insani olan gerçek adalet yoktur. Eğer dünyada dünyanın herhangi bir ülkesinde gerçekten evrensel bir adalet işletilmiş olsaydı, bu kadar insandan bir küçük ülke bunu başarmış olsa idi  diğer insanlarda belki gerçek adaleti görecek ve bunu yöneticilerinden talep edebileceklerdi. İnsanların talep ettiği adalet kendi görüşleri ve çıkarları doğrultusunda olduğundan gerçek adaletle yakından uzaktan ilgisi bulunmamaktadır., Talep ettiği adalette roller değiştiğinde kendiside karşıt gurubu aynı yargılarla yaklaşacağından sadece rolleri değiştirmiş olacaklardır.Bugünde gerek bizim ülkemizde olsun, gerekse başka ülkelerde olsun adalet  bizim ihtiyacımız olduğunda bizim isteklerimize cevap versin, bize karşı gelindiğinde ise adalet ortadan kalksın isteriz , bunun içinde her türlü kılıfı hazırlarız.

Buraya kadar anlatmaya çalıştığım insanlığın adalet algısı ve adalet ikiyüzlülüğü ile ilgili idi. Yazımızın başında adaleti şöyle tanımlamıştım ” Adaletli olmak evrensel ortak bir paydayı eşitlemek demektir” Tüm yaratılmışları kapsayacak adalet sisteminde ortak paydamız ne olmalıdır. Ortak paydanın ilkelerini olarak şunları söyleyebiliriz.

*Tarafsızlık ilkesi

(İdolojiler, dinler, mezhepler, partiler,  adam kayırma vs…)

Şu anda dünyanın bütün adalet mekanizmaları tarafsızlık ilkesinden  mahrumdur.Hekes  kendi adaletini başka bir ulusa, başka bir insana, başka bir ülkeye dayatmaya çalışmaktadır.Sonuç olarak adalet adına adaletsizlik bütün dünyayı bir hastalık gibi sarmıştır.

*Yaşam hakkına saygı ilkesi

Bir suçun işlendiğinin ispati süresinde geçen sürede objektif olmayan uygulamalar.Kazanma ve kaybetme egosuna bağlı yaklaşımlar çoğu zaman suçsuz bir insanı suç sahibi yapmakta ve onun yaşamını haksız yere gasbetmektedir. Yaşam hakkı ilkesinin ihlali daha çok “İnsan hakları” adına yapılırken suç işleyen insanın hakkı hak olurken, hiçbir suçu olmayan  hayatını kaybeden çocuk, kadın ve bir çok yetişkin erkeğin hakları görmezden gelinmektedir. Daha kötüsü ise siyaset arenasında oy pusulası gibi algılanmakta başka insanların yaşam haklarını gasbeden suçluları “affetme” yetkisini kendilerinde görmektedir.Kimse kimseyi bir başkası adına affedemez, böyle bir yetki de kimseye verilmemelidir. Sadece suçluyu affedecek kişi zarar görmüş şahsın en yakın akrabasıdır. Bu tip yaklaşımlar olmayan adaleti iyice uçurumdan aşağıya kaldırıp atmaktadır. Dünyada adalet intihar etmiştir. Kul hakkı ihlallerinin önüne geçmeyen  uygulamalar had saffadadır.

Yeniden vicdan mekanizmalarını harekete geçiren, kul hakkını her şeyin üstünde tutan, Hz Ömer’in adaletine ulaşmamız mümkün olmasada içini boşaltığımız “Adalet””Adil olma” sistemlerinin hakkını vereceğimiz günlerin olması dileklerimle…

 

 

Beğenebileceğiniz Benzer Yazılar…

Yorum Yok

Bir Yorum Yapın