Yazılar

AĞLANACAK HALİNE GÜLEN TOPLUM OLDUK!

  Toplum

  2010 yılının  sonu günü Kızıltoprak’ta yürüyordum.Genellikle asık suratlı,birbirini duvarlar gibi gören insanlara dönüştüğümüz ,için bir gurup insanın aynı yöne bakarak gülümsediklerini gördüm.Kimileri yönlerini değiştirmiş, bazıları dükkanlarının önüne çıkmış gülümsüyorlardı. Çok şaşırdım.

-“Allah Allah ,bunlar neye gülüyorlar” diye merak ettim, baktıkları yöne baktığımda;

Akbank’ın önüne park edilmiş bir aracın Trafik Polislerince  oto çekiciye yüklenmeye çalışıldığını  gördüm.Başka gülecek herhangi bir olay görünmüyordu , o an yaşanan olayında gülünecek mutlu olunacak bir hali yoktu. Sonuçta bir vatandaşımızın aracı Polis tarafından park edildiği yerden kaldırılıyordu ve bunun nasıl zahmetli bir iş olduğunu yaşamayan bilmez. Polisin hangi parka götürdüğünü tespit edeceksin bir sürü para ödeyeceksin en az 150 belki 200TL gibi bir rakam. İnsanlar bu olayı gülerek karşılıyorlardı, mutlu oluyorlardı vatandaşın başına gelenlerden. Tabiki burada makdasım vatandaşın  doğru ve yanlış yere park etmesi olayı değildir.Yanlış yere park etmiştir ve ceza olark aracı çekilir,insanların verdiği tepkiler çok ilginçti. Sanki çok mutlu bir olay yaşanıyor gibi davranıyorlardı. Normalde selam versen selamını yanlış anlayacak insanlar işyerlerinin kapılarının önüne çıkmış olaya gülüyorlardı Sanırım artık nerede ne tepki vermemiz gerektiğini unuttuk. Bugün o hatayı yapan kişinin yerinde herhangi birimiz olabilirdik. Kafalarımızın ne kadar karışmış olduğu olaylar yaşanırken verdiğimiz tepkilerden belli olur.Kendi dünyalarında yaşayan insanlar için, onları rutin hayatlarından birkaç dakikada olsa koparan, kücük bir eğlenceydi belkide.Bu masumca sevimli görülebilirdi. Fakat bireylere  inip onları yakın  takibe aldığımızda aslında insanımızda var olan Hasetciliğin açığa vurmuş haliydi.Öyle bir toplum olduk ki kimse kimsenin iyiliğini istemiyor,istiyor görünüyor ama aslında istemiyor. İnsanlarımızın içini  kurt gibi kemiren çekememezlik illeti ruhları esir almış durumda.Kadınlar, erkekler hep birbirlerinin açığını arıyor, kötü konuşmak istiyor, birileri hakkında kötü şeyler duymak istiyor,çünkü hayata bağlanma şekli başkalarının başına gelen olumsuz olaylarla kendi mutsuzluğunu kendine unutturmak istemesi. Bunun için kötü haberler prim yapıyor. Dram yüklü filmlerin baş tacı edilmesinin sebebide bu.İnsanlarımız o kadar mutsuzki kendi acılarını hissetmek istemiyor,  kendi içinde olandan korkuyor ,başkasının hayatına gözlerini dikiyor bunu yaparkendende  mutsuzluk duymak istiyor, çünkü ancak böyle haber duyarsa ,böyle olaylara şahit olursa kendi acılarını bastırabiliyor.Biz kimsenin iyiliğini istemezsek kimsede bizim iyiliğimizi istemez. Dünyada bütün duygular ikili varlıklar arasında bir alış veriştir. Siz başkalarının acılarına gülerken , için için sevinirken, size sıra geldiğinde onlardan aynı karşılığı alırsınız.Ağlanacak halimize gülüyoruz.Gülelim, güldüklerimiz başkalarının başına gelen dramlar olmasın. Gülelim mutlu olalım insanların sevinçlerine başarılarına, yürekten dostluklar böyle kurabiliriz. Gerçekten  karışımızdakinin iyiliğini istediğimizde, biz kendi iyiliğimizinde kapısını aralamış oluruz. İçimizde dramlarla beslenen mutsuz kişi ortaya çıkamaz olur, bizi sonsuz bir huzur sarar.

Beğenebileceğiniz Benzer Yazılar…

1 Yorum

  • Yanıtla
    yusuf erkam
    2 Ocak 2011 at 07:50

    yazınızı okudum.şöyle bi bakınca hep aynı aciziyet hep aynı şikayet hepimiz bu konulardan ve olaylardan muzdaribiz.ve hep aynı hatayı yapıyoruz.neyimi? şikayet.ama bi türlü bunun kaynağını sebebini ve neden kaynaklandığını anlatmıyoz veya anlatamıyoz ve ya anlatsakta karşı çıkanlar daha fazla oluyo. neye benziyo biliyomusunuz?bi çocuk hasta ve iğne vurulması gerek ama o iğneyi vurulmak istemiyor ağzına geleni hemşireye veriyor.halbuki vurunsa ğineyi şifası onda .ve iyileşecek.çünkü o ilacın iğnenin arkasında şifayı koyan var.işte biz toplum olarak o hale geldik. kaybolmuş değerler saptırılmış.kültürümüz ve manevi inancımız.80 küsür sene önce atılan kötü tohumlar yeni yeni yeşermeye başlıyor.ve bu tohumları ekenlerde toplum olarak çok değer ve kıymet verdiğimiz kişiler.biraz düşünürsek.biraz tarihi gerçek kaynaklarından sorguya çekersek nerde hata yaptığımızı ve kime inanarak yanıldığımızı iyi anlayacağız.ben senelerdir bir felakete doğru gitdiğimzi her platformda anlatırım.çünkü bellidirki bi saksıya zakkum ekilirse onun gül olmayacağı malüm.hayret etdiğim nokta bütün bunlar biliniyo sebepde ortada çarede ortada.ama bi türlü lider idareci olarak tanıdığımız daha doğrusu tanıştırıldığımız kişinin fanatikliğinden kurtulamıyoruz.şu meczup günahsız toplumun ve insanlarımızın üzerinden çok oyunlar oynandı.saflığından inancından faydalanarak çook rantlar sağlandı ve bu günkü gelinen nokta…çok vahşi duyarsız ve vijdabsız bi toplum olmaya doğru ilerliyoruz.
    evet ÇAREMİ??var çare özümüze dönmek bütün bu musibetlerin sebebi asfaltı bırakıp aracımızla tarladan gitmeye çalışmak.evet tek çare geçmişde olduğu gibi dünyanın düzeni kurulduğundan beri insanlar hep inanç savaşı vermişlerdir.çünkü bilinirki inanç olmazsa toplum olmaz.bu gün rusyada insanları kiliseye toplamak için para dağıtıyolar çocukları alıştırmak için hediyeler dağıtıyolar .anladıki avrupalı amcalar inanc olmazsa devlet olarak başa çıkamıyolar ve büyük olaylar oluyo maliyetini karşılayamıyolar.ben şuna inanırım yeryüzünde doğru bi tanedir .çünkü ALLAH ta birtanedir.ona en sağlıklı ve en doğru ve en kestirme yoldan ulaşırsak işte o zaman dünya rahat edecek bütün insanlar kurtulacaktoplumu sömüren bi çok unsur ortadan kalkacak vee yine inanıyorumki bu dünyada bir tek manevi lider gelecek bu benimle bi çok mutasavvufun araştırması neticesi muhakkakki gelecek o kişi belkide geldi hazırlanıyor bi şeylere.ama onu beklerkende boş oturmamak lazım araştırmak ve kendimizi hazırlamak lazım.bizler başkalarının ayıplarıyla uğraşmaktan vaz geçip kendi eksiklerimizi tamam edersek etrafımıza daha faydalı olacağımıza inanıyorum.sayın pakize arpacı biraz uzun yazdım vaktinizi ve yerinizi aldım .hakkınızı helal ediniz.saygılar..

  • Bir Yorum Yapın