Yazılar

BAŞARILI OLMAZSAK KIYAMET Mİ KOPAR?

              İnsanı ezim ezim ezen, en yıptarıcı olgulardan biridir başarma isteği,Kime neyi ıspatlayacaksak deliler gibi çalışırız, bazen ilgimizi çeken, bazende toplumun onayladığı herhangi bir konu ile ilgili. Hayatta başarı olmanın kuralları vardır çünkü, bu kuralları yerine getirmek için gecemizi gündüzümüze katmamız gerekmektedir. Şu gezegende insan yavrusundan daha sefil büyüyen bir canlının yavrusu yoktur.Bebek doğar, birşeyleri seçmeye başladığı  zaman anne babaları bir telaş alır, hiçbir anne baba çocuğunun toplumda geride kalmasını istemez. Onun iyi yerlerde iyi paralar kazanan  bir birey olmasını arzu eder.Çocuk  ilköğretimde ,uzun ve sonu herşey yolunda giderse, üniversite sıralarında bitecek olan bir maratona başlatılmış olur.Çocuk topluma kazandırılacaktır. Kültür derslerinin yanında  sosyalleşmesi içinde uğraşılacaktır. Çocuk bir toplumda hangi zihniyet hakimse bu zihniyet benimsetilerek büyütülmeye çalışılır.Bir nevi her toplum kendi düzenine göre insan karakterleri oluşturacaktır.Ailede gelenek görenek öğretilir,okulda ise çocuk hem iyi bir geleceğe hemde gelecekte yer alacağı toplumun zihniyet yapısına göre yapılanması sağlanmaya çalışılacaktır. Çocuğun seçme hakkı yoktur. Dünyanın  neresinde doğarsa doğsun kendi toplumunun kurallarını öğrenecektir.Bu kurallarda ülkeden ülkeye değişmekle birlikte yine uzun ve meşakketli bir yoldur yürüyecekleri.

                             Okula başladığı  andan itibaren zamanın büyük bir bölümünün okulda geçtiği yetmiyormuş gibi,  geride kalan zamanıda başarılı olması için ailesi dershanede geçirmesini sağlayacaktır. Çünkü başarmalıdır.Büyük adam olmaladır. Yaşıtlarından geride kalmamalı hatta çokçok önde olmalıdır.Gece gündüz ders çalışmak zorunda bırakılan çocuklar, toplumun ve ailesinin bu işkenceyi neden kendilerine yaptıklarını sorgulayamazlar. Hiç oyun oynamayı bilmeyen çocukları var bu çağın. Çocuk saflığında düşünemeyen çocukları var bu gezeğenin. Yedisekiz yaşlarında yirmili yaşların cevaplarını veren çocuklar büyütüyor bu toplum. Herşey iyi güzelde çocuk olamayan bireyler, katı yetişkinlere dönüşürler. Affetmeyi öğrenemezler,  Çocukluk ışıltısını  hissetmeden,robotlar halinde yetiştirilen bu çocuklar toplumda geri tepecektir. Ülkeyi yönetecek çağa geldiklerinde acımayı, affetmeyi, paylaşmayı, sevmeyi öğretmeden sadece bilgi yüklediğiniz minik ropotlarımız gerektiğinde hiç bir vicdani sorumluluk hissetmeden tepenize bomba yağdırmaktan çekinmeyecektir.Çocuklara iyi bir geleceğin sadece çok kazanılan paralı mesleklerde olduğunu pompolayan çağın hasta insanları geleceğe daha da hasta bir nesil yetiştirmektedir. Nerede bu çocuğun ruhu? Nerede kalbindeki neşe? Adı üzerinde çocukluk nerede?Çocuklarımızın çocuk olmasına izin vermezsek, kalpleri katılaşır, manevi değerlerimizi anlamakta güçlük çeker. Herşeyi alma ve verme olarak algılattığmız rüşvetci miniklerimiz daha fazlasını istediğinde , sizlerde yetişemediğinizde,gözünü kırpmadan anne babasına bile saldırıya geçecektir.İlk önce  gerekli olan manevi bilgiler (sevgi, dürüstlük,inanç)öğretilmelidir bir çocuğa. Biz sevgiyi, dürüstlüğü kitaplardan öğretemeyiz. Sevgi ve dürüstlük erdemleri farkına fardırılarak öğretelibilir.İnancı kendi inançlarımıza göre ezberletiriz ama onun ruhunda nasıl bir yankı yaptığını bilemeyiz. Çocuk bir tohum, biz ekeriz ama neyin ne zaman, nasıl sonuç vereceğini asla  tahmin edemeyiz. Başarılı olmaya endekleriz çocuklarımızı. Sınavlardan yeterli notu almamışsa  onlara hiçbirşey söylemesek bile , başarısızlığın yıkım gücününün şiddetini bütün ruhunda hissedecek,sadece susacaktır.Herkes herşeyi başarmak zorunda değildir. Başarmak ve başarmamak  neyin , kimin kıriteridir?

                       Başarmak bir yarıştır.Bu yarışta birinciler ikinciler ücüncüler, ilk ona girenler, ilk yüze girenler, en arkada kalanlar vardır. Hangi sırada olursanız olun başarma hırsı insanı yıpratacak, başkasının iyiliğini istemenin önüne gececektir. Başkasının iyiliğini istemek demek, kendisinin  bir adım ileride veya geride kalması anlamına geldiğinden, her zaman önde olmaya çalışma başarısızlık korkusunu yarattığı bir sürü pisikolojik sorunlarıda beraberinde getirecektir.İnsan ruhu “başkasının iyiliği istememe”  isteğine aykırıdır.

                     Her türlü kötülüğün kol gezdiği, salgın hastalıkların güçlenerek dünya sahnesine çıktığı, terör, savaş ,yediğimiz  içtiğimiz her türlü yiyecek içeceklerle adım adım zehirlendiğimiz Dünya’da Sabah evden çıkıp eve sağlam gelebiliyorsak biz başarılıyızdır. Hangi yaşta olursanız olun yaşınız kadar başarılı bir insansınız siz.Yaptığınız işin önemi yok, okuduğunuz okulunda önemi yok. Diyelimki  on, yirmi,otuz,kırk, elli,seksen yaşındasınız. Başarınızı yaşınızdaki günlerle çarpın ne kadar başarılı olduğunuz göreceksiniz.Çünkü  dünyada  yaşamda tutulu kalmak en büyük başarıdır. Küçük başarısızlıklar sizi mutsuz etmesin.  Kendinizi her başarısız hissettiğinizde yaşınızı ve dünyada kalma sürenizi hesaplayın.Göreceksiniz ve kalbinizde hissedeceksiniz ne  kadar başarılı bir varlık olduğunuzu.

Beğenebileceğiniz Benzer Yazılar…

1 Yorum

  • Yanıtla
    Müslüm
    21 Temmuz 2011 at 11:07

    ”BAŞKASININ İYİLİĞİ İSTEMEME” İsteği malesef insanoğlunun ceddi olan HZ.AEDEM’in iki oğlundan biri olan KABİL’den geçmiştir.Yani üzülerek söylemek zorundayım ki; insanların hepsi HABİL den çoğalmadı.Tam tersi Kötü olan kardeş KABİL’den türemişiz.O yüzden sık sık yoldan çıkmışız kitaplarla elçilerle yönümüz HAK tarafına çevrilmiştir. Kazanmak bazen kaybetmektir.maddiyat uğruna robotlaşan bizler maneviyatı kaybettik.SUÇ DÜN İÇİN ATALARIMIZIN ÇOCUKLARIMIZ YANİ YARIN İÇİN BİZİMDİR.HUZUR VE SAADET KANAAT VE SAĞLIKTADIR.Para pul ruhen tatminsizlik içinde çırpınan nefsine köle olmuş bireylerin zevki satın alma doyuma ulaşma çabalarına araçtır.UYUŞTURUCU VE SİLAH BABALARINI EVLATLARI YOK DENECEK KADAR AZDIR VEDE ARAYIŞ İÇİDEDİRLER.En güzeli sevmesini bilen fertler yetiştirmek.HERŞEYİN BAŞI SEVGİ.SEVGİ SEVGİ

  • Bir Yorum Yapın