Yazılar

DÜNYA İNSANLAR BİRLİĞİ (DİB)

İnsanı din dil,ırk,mezhep ayırmadan yaratıldığı için sevebilmek engin kalplerin işidir.kısır kalpler küçük ayrıntılara takılırlar,  ayrıntılarda yapay düşmanlar yaratırlar,yarattıkları düşmanın, öldürmek istedikleri düşmanın, öldürme hakkının sadece Allah’a ait olduğunu unuturlar. Kimse kimsenin efendisi olarak yaratılmadığı halde efendilik taslarlar. Herkes kendi görüşleri ve inançları doğrultusunda kafa oluşturmaya çalıştığı için dünya bir kaos yeri oldu. Her ideoloji ve inanç sistemi kendisinin savunduğu görüşün en doğru en harika görüş olduğunu savunduğu için karşıt kutuplar oluşturarak insanoğluna kan ağlattı asırlardır .Şimdi artık bu kafaları değiştirmek gerekmiyor mu?

Her ideolojinin, her inancın, ayrı ayrı aydını var birde, kapkaranlık demek daha doğru.Herhangi bir inancı ve ideolojiyi halkların yararını ve zararını hesap etmeden kişisel hesaplar veya bir gurubun çıkarlarını tatmin etme planlarına dayandırarak aydınım diyerek öne çıkan kişiler aydın değildir.Aydın denen kişi her insana eşit mesafede olmalıdır. Aydın kendi görüşü doğrultusunda kısır ışık yayıyorsa, tek yanlı ise halklara yarardan çok zararı olur ki nitekim şuan bu tip aydınlardan çok var dünyada. Bu tipler aslında kendilerini bile aydınlatamazken toplum önderi olarak öne çıkarlar veya çıkarılırlar.

Dünya gezegenini bir bütün olarak algılayarak içinde doğanların (insan,hayvan,bitki ve diğer canlı türleri)  her türün  yaratılmış olmaktan doğan ve dünya vatandaşlığı standartlarında Haklarını iade etmenin zamanı gelmedi mi? Dünya vatandaşlığı kavramı çağımız insanının algılarının çok uzaklarında değil aslında. Bir dünya kimliği edinmek, ırksal bir kimlik edinmekten daha özgürlük sağlayıcı olabilir. Savaşlarımızın nedenlerinden biri olan ırksal kimlikler Dünya kimliklerine dönüştüğü zaman, Halkları birbirine kırdırmanın nedenlerinden birini ortadan kaldırmış oluruz. Ölümlü bir varlık olan insan, en fazla 100 yıl yaşama kapasitesi olan özenle yaratılmış olan varlıkları öldürme ihtiyacını neden duyar.

Dünyamız binlerce yıldır süregelen  insanoğlunun birbirine kırma sendromundan yoruldu artık.Üzerinde yarattığımız tahribatlar, diğer dünya sakinlerine verdiğimiz zararlardan bıktı.

Bize bunu kendi diliyle anlatmaya  çalışıyor ise de bizler anlamamakta kararlıyız ve bildiğimizi okumaya devam ediyoruz. Dünya bütün yaratılmışları ile beraber uyum içinde akmak istiyor.

Peki bu nasıl olacak.?  Barış, uyum, eşitlik. doğmuş olana, doğmuş olmaktan kaynaklı olan hakkını nasıl vereceğiz? Henüz doğmamış olana, doğmuş olana, Doğmuş olan ve şimdi dünya kaynaklarını kullanan bütün insanların sorumluluğu vardır. Bunu ülkelere bölerek, ırklara bölerek çözemeyiz. Aynı yerdeyiz. Bunu idrak etmek ve bulunduğumuz yerde bu idraki geliştirmeye çalışmamız gerekir. Bu ilk adımdır. AllaH’ın gözü ile birbirimize bakabilmemiz,.bir yaratılmışı yok etmeye çalıştığımızda,(insan, havyan,bitki,hatta taş)onu incitmeyi tasarladığımızda  sahibini hatırlamamız gerekir.Bu ikinci adımdır.

Dünyayı bir masa gibi düşünürsek, masanın üzerinde diğer varlıklarla aynı yerde olduğumuzu, masanın bir köşesinden yakarsak, masanın üzerindeki her varlığın etkileneceğini

Farkına varabilmemiz üçüncü adımdır.

Bu adımları bireyler olarak ne kadar çabuk yakalar, ve bir görüş oluşturursak  Dünya İnsanlar Birliği (DİB) oluşmaya başlayacaktır.

Sınırsız, sınıfsız,şiddetsiz  bir dünya yaratabiliriz.Bizi yan yana getirmeyen unsurlar bellidir ,bu unsurlar sadece dünya nüfusunun çok az bir kısmını oluşturanların işine yaramaktadır.Dünyada yaratılan her şeyin vatanı dünyadır.Ölümlü dünyada öldürmeyi red etme hakkına sahibiz.

Beğenebileceğiniz Benzer Yazılar…

1 Yorum

  • Yanıtla
    Kemal Öner
    11 Ağustos 2010 at 07:31

    Pakize hanım eline emeğine yüreğine sağlık bakın ben bi rcümle kulandım Fesde USTAM diye siz o an yanlış algıladınız ve sordunuz tabiki asla yanlış anlmayaın siz ustasınız tebrkler inşaşah elimden geliğinc etakip edecem güzel konuları ele alıyorun alahım seni korusun var etsin kal sağlıcakla

  • Bir Yorum Yapın