Yazılar

DÜRÜST OLMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ

     Gözyaşları sel olmuş yanaklarından süzülüp yere damlıyordu.

-Asla , asla  vermiş olduğum sözü tutamayacağım,  ama bir kere söz verdim, şimdi  ben ne yapacağım diyordu. kendi kendine.

_Şimdi ne yapmalıyım  Allahım ! diye söyleniyordu , hıçkırıklara boğularak. Ben ne  yapacağım.?ben ne yapacağım !? hiç aralaksız aynı kelimeleri tekrar ediyordu.

    Dün ona en yakın arkadaşı bir konuda” yalancı şahitlik yapması” için yalvarmıştı. İlk önce kesinlikle yapamayacağını söylesede beraber büyüdükleri arkadaşının üzülmesine dayananamamış , ona “yaparım”demişti. Ama yapamıyordu işte. Yaparım dediği andan itibaren hayatı zindana dönmüş ruhu cehennem ateşleri içinde kıvranıyordu. Cehennem bu olmalı diyordu, bir zerre huzuru kalmamış kalbi ona hiç aralıksız”Yapma, yapma, yapma , yaparsan bak şöyle olacak, böyle olacak diye talimatlar veriyordu, gece gündüz her salise her saniye içinden yükselen bu ses onu uyarıyor ama diğer taraftan o arkadaşını kaybetmek istemiyordu.

Arkadaşı eşinden ayrılmak istiyordu. Boşanmanın nedenini şiddetli geçimsizlik diye belirtecek ,iki de şahit  dinletecekti. Bu şahitlerden biride Selime”ydi. Selime sözünün doğruluğu ve güveninirliği ile tanınınırdı çevresinde. O birşey söylediği zaman kimsenin aklında “acabalar” kalmazdı. Bir tür onay merci olan insanlardı. Çok sevdiği arkadaşına yapamayacağını bile bile olur cevabı vermişti ama bunu nasıl yapacağını bilemiyordu. Arkadaşı Meral’i arayıp  yapmasının imkansız olduğunu anlatmak istiyordu ama nasıl diyeceğini bilmiyordu. Meral’n ona küsecek olması onun elini kolunu bağlıyor, kalbinde derin bir acı hissediyordu.Meral’in istediğini yapması demek onun kendine ihanet etmesi demekti aynı zamanda. Bir seçim yapmalıydı. Bir süre daha ağladıktan sonra yerinden kalkıp  çantasına doğru yürüdü. cep telefonunu çıkarıp Meral’i aradı,sesi titriyordu,

-Meral merhaba canım. ne yapıyosun? nasılsın?

-Tatlım ne yapayım üzgünüm biraz, heyacanlıyım yarın Kenan’la mahkememiz var biliyosun. Neler olacak bilmiyorum.

-Bende seni bu mahkeme işi için aramıştım canım ya, biliyorum çok kızacaksın,çok üzeceğim seni  ama ben yapamayacağım.

-Neyi canımm diyerek  tekrar ettirmek istedi Meral.

-Mahkemede Kenan hakkında senin bana söyletmek istediğin şeyleri söyleyemeceğim. Çünkü ben sizi hiç kavga ederken görmedim. Hiç tartışmanıza tanık olmadım. Hatta Kenanı’n sana yüksek sesle bile seslendiğinin şahidi değilim. Her ne kadar sen benim en yakın arkadaşım bile olsan bunu ona yapamam. Görmediğim , duymadığım, şahit olmadığım herhangi bir konuda  ne Kenan’a nede herhangi birine böyle bişey yapamam. Yaparsam ben bununla yaşayamam biliyosun değil mi? Biliyorum  beni yarı yolda bıraktı diyeceksin, biliyorum  bana hainlik yaptı son anda diyeceksin, Belki Kenan’ı tuttu diyeceksin ama çok uğraştım yapamayacağım üzgünüm. Yarın o mahkemeye gelip şahitlik yapmam  imkansız benim.sana olur dedim biliyorum ama o kadar çok ısrar ettin ki yapabilirim diye düşünmüştüm. Çok denedim kendimi yapamaycağım Meral. Ben seni çok seviyorum ama  senin için bile yapamam bunu.

Meral bir süre sessizce bekledi . sonra hafifce öksürür gibi yaptı.

-Selime’cim keşke bunu daha önce deseydin. Ben şimdi nereden bulacağım şahit. Bak beni zor durumda bıraktın. Ama hata bende. sende değil. Yapamayacağını bildiğim halde sana böyle bir istekle gitmek benim hatamdı. Neyse Halime gelir yarın mahkemeye. Yapamam diyorsan, yapmayacaksın Selime ama ben senden dünyayı kurtarmanı istemedim ki. Sadece “evet geçinemiyorlardı ” diyecektin. Bu senin için çok zor ise yapmanı istemem zaten. dedi kırgın bir sesle. Telefonu kapattı.

Selime tekrar oturdu koltuğa. İçi rahatlamıştı.Arkadaşı üzülmüştü  ama o çok hafiflemişti. Ne zor böyle işler diye geçirdi içinden. Dürüst olmanın dayanılmaz hafifliği  kalbini kaplamıştı. Yüzünde tebessümler oluşmaya başlamış, Meral’in  istediği bu  isteğin yanlış olduğuna karar vermişti.

            Hayat senaryomuzu oynarken küçük küçük yalanlara ortak ediliriz, bazen büyükleride düşer payımıza. Gerçekten yaptıklarımızı kaldırıp kaldırmayacağımızdır bizim ayarımız. Birgün dürüstlük hakkında yaptığımız bir tartışmada guruptakilerden biri şöyle demişti” Dürüst olmak başkalarının yararına ama dürürst olanın zararınadır, zordur dürüst olmak, bunun içindirki  dürüst insan sayısı azdır , herkes kendi hilelerini oynar” demişti. Kimbilir bu açıklama kısmen doğru olsada  bende şöyle diyorum”dürüst olmak zordur ama dürüst olmamanın yükünü taşımak daha da zordur.Tabi kalplerinde ışık taşıyanlar için.

Sevgiyle kalın.

Beğenebileceğiniz Benzer Yazılar…

Yorum Yok

Bir Yorum Yapın