Yazılar

DUYGUSAL KOMPLEKSLERİMİZ BİZİ BİZE YABANCILAŞTIRIR

balonlar,çocuklar,doğum günleri,doğum günü partileri,eğlence,eğlenme,Fotoğraflar,gülümsemeler,gülümseyen,güneş gözlükleri,hawai kolyeleri,kahkaha,kişiler,kızlar,kutlamalar,mutlu,özel günler,parti şapkaları,partiler,şapkalar,ufaklıklarBütün hal ve tavırlarımızı, hayata ve kişilere bakışımızı duygusal komplekslerimiz belirler. İster farkında olalım ister olmayalım içimizde bir çok komleksi taşıyor olabiliriz. Duygusal komplekleriz;

*Korku  * Kıskançlık   * Öfke   *Kin   *Nefret    * Üzüntü   *Hoşnutsuzluk    *Ego

başlıkları altında toplayabiliriz. Hepimiz bu saydığımız komplekslere az veya çok sahibizdir. Bunlar bende yok demek kendimizi aldatmaya devam etmekten öte bir uğraş olmayacaktır. Bunlardan hangisine sahibim, nasıl iyileşebilirim sorularını cevaplamaya çalışmamız bize yararlı olacaktır. Bütün bu kompleksleri  fark etmeyip, onları yadsıyıp içimizde taşımaya devam ettiğimiz sürece bedenimizi hasta etmemiz kaçınılmazdır. Bedenimizde baş gösteren hastalıkların oluşmasında, duygusal komplekslerimizin yaratığı negatif enerjiler  hastalıkları tetikleyici faktörlerin başında gelir. Bütün hastalıklar ilk önce enerji alanımızda oluşur, sonra bedene yansır. Aşırı üzüntüler akciğerlerimizi etkiler, ifade edilmemiş öfkeler birikmiş kıskançlıklar bizi kanser yapar,yaşam enerjimizi bir sünger gibi çekerek bizi güçsüz bırakır, korkularımız güvensizlik yaratarak sinir sistemimizi felç eder,panik atak sendromları başlatır, sürekli bir hoşnutsuzluk yaşam enerjimizin yollarını tıkar, aşırı ego varlıklarla aramıza görünmeyen duvarlar örer, yalnızlaşırız. En önemlisi içimizde taşıdığımız bu komplekslerle yüzleşmeyi göze almadığımız sürece kendimize yabancılaşırız. İçimiz başka dışımız başka  bazen iki, bazen birkaç kişiye bölünmüş bir insan oluruz.Hangisi biziz bir zaman sonra bizde bilemeyiz çoğalttığımız bu kişilikler hayatlarımızda kendi sahnelerini oynarken içimizdeki gerçek bizi bulamayız, kendi içimizde kayboluruz.Bunlar bizi ruh sağlığımızı kaybetme noktasına getirir.Eğer ruha sahip çıkmazsak ruh da beden gibi hastalanır. Bedenimize iyi bakmamız gerektiği gibi ruhumuza da iyi bakmak zorundayızdır. Hatta öncelik sırası ruhumuza iyi bakmamız olmalıdır.Sağlıklı bir ruh sağlık bir beden yaratır.Duygusal komplekslerimizden korku hayatımızı devam ettirebilmek için gereklidir bizim içsel ve dışsal baskılar yüzünden oluşturduğumuz korkular ise gereksizdir. Sizin içsel korkularınız nelerdir? Dışsal korkularınız nelerdir? Her insanın içsel korkuları birbirinden farklılık gösterebilir, içsel korkularımız bizi köleleştirir. İçsel korku kalıplarımızın en önemlilerden bazıları, yetersizlik hissi, onaylanmama korkusu,kaybetme korkusu, incitilme korkusudur.Dışsal korkularda içsel korkular gibi  insan bilincinde kalıplar olarak yer alır. Bunlardan en önemli  dışsal korku kalıbı ise ” El alem ne der” korku kalıbıdır.”El alem ne der” korku kalıbı toplumdaki insanların birbirine gizli baskı yapmasını doğurur. Kimse birşey demese de insanlar kendi yaptıklarını yada yapacaklarını içinde bulunduğu toplumun onayını almak ihtiyacı içinde olduğundan bu kalıbı aşırı önemser. Bu kalıp töre cinayetlerinin tetikleyicisidir. Bu kalıp ana babayı evlada düşman eder, onun hatalarını bağışlamasını olanaksız kılar. Toplumun ne diyeceği korkusu , bin bir emekle büyütülen  evladı yok ettirir. “El alem ne der”kalıbı bizim ülkemizde doğmuş büyümüş insanların yaşadıkları bir kalıptır. Dünyanın birçok ülkelerinde insanlar elalemin ne diyeceği ile hiç ilgilenmezler.

Gereksiz korkularımızı temizlemek yine bize düşer, tıpkı bahçemizden yabani otları temizler gibi onları temizleyebilme  gücüne sahibiz. Sadece bunu nasıl yapacağımızı  sorarsak cevaplarını bulmamızın yolu açılır. Evrensel yasaya göre her bilgi, ihtiyaç sahibine ihtiyaç  duyduğunda  mutlaka  en uygun yolla ulaşır.

Sevgiyle kalın…

Beğenebileceğiniz Benzer Yazılar…

Yorum Yok

Bir Yorum Yapın