Yazılar

EVLADI ÖLDÜRÜLMÜŞ BİR ANNE NASIL TESELLİ EDİLEBİLİR Kİ…

         

  Geçtiğimiz hafta yirmibeşyıllık kapı komşumuzun yirmialtı yaşındaki  oğlu  öldürüldü.Çok basit bir mesele yüzünden. Büyümesini gördüğümüz birinin öldürülmesi hepimizde şok etkisi yaptı. Bana telefon geldiğinde

-“hayır, inanmıyorum ,bu bir şakamı ” dedim.

-“Çatıdan atmışlar” dedi telefondaki komşumuz.

-“Nasıl atmışlar, bu nasıl bir vahşet…bile bilemi,  itmişler aşağıda, annesi babası ne yapmış peki?

-annesi babası yoklarmış memlekete gitmişler… ”

-hiç kimse yokmuymuş evde” ”

– kızkardeşi varmış oda o an evde yokmuş…”

şaşkınlıkla sorulan sorular…  duyduğu kadar cevap verebilen komşumuz… İçim burkuldu… Yirmialtı yaşındaki bir gencin çatıdan atılmasına neden ne olabilirdi… Akşam eve gidip  nedeni bir an önce öğrenmek istiyordum… akşam olmak bilmiyordu.Ölen genci düşündüm.. daha geçen yıl bu zamanlar ofisimize gelip iş başvurusu yapmıştı…   bizde  başvurusunu kabul etmiş onu işe almıştık, bir gün çalıştı.Bu işin kendisine uygun olmadığı kararına vardığı için ayrılmıştı..”  “Keşke burada çalışmaya devam etseydi “dedim içimden, o zaman olayın olduğu saatlerde evde olmamış olacaktı, büyük bir olasılıkla  işyerimizde olacaktı ve ölümüne sebeb olan tartışma hiç yaşanmayacıktı belkide ” aklıma gelen bu zincirleme düşüncelerden kurtulamıyordum… Kalbim ağlıyordu… ölüm Allahın emri ama ya ölüş şeklimiz…Buda bir emir miydi…yoksa insanın inanılmaz bencilliğinin, gözü dönmüşlüğünün neticesindemi yaşanıyordu böyle olaylarrr.. Annesini düşündüm…neden bilmiyorum… babasını değil ,ama annesinin yüreğindeki acıyı kendi içimde hissettim. Kadın çok uzaklardaydı, duyunca ne yapacaktı, nasıl bir tepki verecekti.. böyle birşey bir anaya nasıl denebilirdi… nasıl söylenebilirdi…”Allah sabır versin” diye söylendim..”Allah sabır versin” böyle bir durumda  aklıma gelen sadece bu cümleydi…Bütün kelimeler anlamını yitirmiş , kaybolup gitmişlerdi çok uzaklara… Anlamlı teselli edici bir çift söz yokmuydu dilimizde…Nasıl teselli edilebilirdi bir ana kalbi…İkigün önce Seramik atölyesine gittiğimde oradaki  karadenizli,yaşlı amca kedisinin hikayesini anlatmıştı : Kediyi göstererek “Zavallı iki yavru doğurmuştu, birisini araba ezdi, diğeri ise kayboldu… ağlıyor hayvan.. gece gündüz birşey yediremiyorum…”demişti… üzülmüştüm kediciğe. kendimce teselli etmeye çalışmıştım…ve yine kelimeler kayıp olmuştu… kelimelerin bitip gittiği, anlamını yitirdiği bu anlar insanı derinden  yaralıyordu.Akşam işten çıkar çıkmaz eve geldim. Annemlerin olayın nedenini öğrenip öğrenmediğini merak ediyorum. öğrenmişlerdi. Gelinimize

neden olmuş diye sordum:

-Bitişikteki komşuları evinin su almaması için onların çatısına çıkıp zift sürmeye başlamış.Çatıdan gürültüler geldiğini duyan komşumuzun oğlu çatıya çıkınca

izinsiz çatısına çıkan komşuya,

-kimden izin aldınızda çatımıza çıktınız demiş,

etraftaki insanlar tarafından bağrışma sesleri duyulmuş. görgü tanıklarının ifadesine göre altmış yaşlarında beyaz saçları olan bir adam ilk önce merdiveni atmış, genç adam dengesini kaybetmiş  çatıdan aşağı bir yerden tutunmaya çalışmış ve  adam bu seferde zift kovasını düşürmek için atmış ,çatıdan aşağıya başının üstüne düşmüş.

-Bu nasıl bir vicdansızlıktır, koskoca adamın gözünü kin mi bürümüş, bu nasıl bir öfkedir ki düşmemek için tutunan bir insana tekrar zift kovası atılıyor,yüreğinde biraz vicdan taşımış olsa idi  o an aynı durumda kendi evladını gözünün önüne getirmiş olsa idi belki bir insani pırıltı olacaktı yüreğinde, kararmış kalbinde hiç bir ışıma olmamıştı demek.

gelinimiz anlatmaya devam etti

-Savcılık gelmiş.  tutanak tutmuş. cesedi  otopsiye götürmüşler… ama dahada ilginç olanı  zift kovasını polis çöpten bulmuş. Kalabalık karmaşasında  yaşlı bir kadın aramıza karışarak yerdeki zift kovasını alıp çöpe  atmış..,

-şu hale bakkk. yirmialtı yaşında bir genç adam kasten düşmesine neden olarak öldürülüyor, kaşla göz arasında zift kovası çöpe atılıyor… bu nasıl bir insanlıktır delili yok etmeye çalışmışlar  hiçmi üzülmediniz hiçmi kalbiniz ağrımadı mı ki  bu ayrıntıya kadar düşünebildiniz.  diye söylendim.

Çok üzülmüştük. Yarın cenaza evine hangi yemekleri yapıp götürmemiz gerektiğini kararlaştırdık. Henüz annesi babası memleketlerinden gelmemişlerdi,ertesi gün evlerine gittiğimizde hastaneden oğullarının cesedini alıp memleketlerine götürdüklerini öğrendik.Taziye için onların dönmesini bekleyecektik. Bütün komşularımız  bu kötü olaydan etkilenmişti, karşılaştığımız zaman sadece bu haksız ölümü konuşuyorduk. Ölüme sebeb olan  kişi ve aileside oturdukları eve gelmiyorlardı. Sonradan öğrendik ki savcı tutuklama kararı çıkarmış o adam için. Bu  vicdansız adamın yaptığı bizi ikinci kez şok etti. Onaltı yaşındaki oğlunun üstüne atmış suçu. Bütün görgü tanıkları beyaz saçlı yaşlı bir adamı tarif ettikleri ve bu konuda zapıtlar olduğu halde onaltı yaşındaki çocuğun tutuklandığı dilden dile dolaşıyordu. Kendi evladına acımayan bir adamdan başkasının evladına acıması beklenemezdi tabiki, Bu küçük çocuk içinde çok üzüldük. onaltı yaşında  lise öğrencisi  genç böyle bir suçun damgasını nasıl taşıyacaktı o vicdansız adam nasıl onu böyle bir yük altına sokabiliyordu,bilmiyorduk,bilemiyorduk.

          Aradan tam on gün geçti. Acılı komşumuz evine döndü. Taziyeye gittik. Çok kalabalıktı ev. tokalaştık,kucaklıştık. bir çift kelime yoktu teselliye  yarayan.duyulur duyulmaz bir sesle”Allah sabır versin ” dedim. “Başın sağolsun” cümlesi kadar bana anlamsız gelen bir cümle daha yok. “Ne demek başın sağolsun””öldü gitti, sen sağsınya,boşver gerisini” demek gibi algılıyorum ben.Babamı kaybettiğimde  bana ” başın sağolsun” diyenlere hayretle bakıyordum. Ne demek istiyorlardı ağızlarda klişeleşmiş bu cümlenin açılımı, izahatı neydi…Acılı anaya yüreğim burkularak baktım.Ağlamaktan gözyaşı bezleri kurumuş bu kadını nasıl  teselli edecektik.Ne diyecektik…Sözlerin harf harf  uçarak havaya karıştığı andı… sadece yutkundum. sustum.

Beğenebileceğiniz Benzer Yazılar…

1 Yorum

  • Yanıtla
    canan
    25 Ağustos 2013 at 05:41

    Başınız sağolsun sözü aslında Osmanlı lardan kalan ve değişerek günümüze gelen bir cümledir.Padişahımız sağolsun anlamında başımız sağolsun cümlesinin değişmiş halidir.Kim ölürse ölsün Padişaha bir şey olmasın:)))Sonuçta sevimsiz bir cümle!

  • Bir Yorum Yapın