Yazılar

GÖNÜL TUTSAKLARI

SEVGİ FOTOLARI ile ilgili görsel sonucu

 

Son zamanlarda ülkemizin içinde bulunduğu, sorunlardan dert yanan insanların dışında ,birde gönüllü tutsak olanları çok dinledim.Ekonomik sorunların altında bile bu kadar ezilmiyor insanlar, platonik aşklarından  çektikleri kadar.Bu konuda bir iki satır  haddim olmayarak ,fikir beyan edeyim  dedim. Bir kaç yazı okudum, bilimsel.Ruhsal kitaplar karıştırdım. Nedir bu sorunun kaynağı ? sorusuna cevap ararken  aşk tutsakları nasıl özgürleşebilir sorusuna da cevap bulmaya çalıştım.

Platonik  aşk ; adını Platon dan almaktadır. Platona göre, gerçek sevgidir. Sekülerlikten çıkarak tinsel bir algıdır.Aşk hakkında Eflatun,Descartes,Spinoza,Nietche,Schopenhaur,Herbert Spencer gibi filozoflarında  görüş ve düşünceleri vardır konumuz platonik aşk olduğu için Platon dışında diğer filozofların  görüş ve düşüncelerini öğrenme araştırmasını siz okuyuculara bırakıyorum.

Bilimsel tanımı : Gerçekte güvenli bağlanma sorunu olan insanların tercih ettiği bir durum olarak ifade ediliyor,takıntı tanımlaması yapılıyor lakin bu fikre hiç katılmıyorum.Neyse üzülmeyelim ; Bazı doktorlarda platonik aşkın kalbe iyi geldiğini beyan ediyorlar. Kısaca bilimsel tarafı henüz tam oturmamış bir durum platonik aşk.

Ülkemizde platonik aşk algısı: Gerçekte var olmayan, karşılıksız olan,veya odak noktasındaki kişinin haberi olmayan veya haberi olan lakin karşılık bulamayan sevgidir.

Gerçek platonik aşıklar da sevilene kavuşmak yoktur.Platonik aşık kişi ,kişinin bedensel varlığı görselinde  iç dünyasında yarattığı hayale aşıktır. Bilir ki ulaşsa her şey yerle bir olacaktır kendinini hayata bağlama bağı kopacaktır. Bu yüzden gerçek platonik aşıklar asla aşık oldukları kişilere ulaşmak istemezler.Platonik aşkın doğasında insanın ruhsal gelişimi ile ilgili bazı durumlarda vardır, çağımız insanı her şeyi çok çabuk tüketiyor,harcıyor. Bazı insanların bir içsel isyanı olarak algılıyorum bazen. İlişkiler öyle vıcık vıcık,sıradan, hor ki insanlar mutsuz. Güzel duygulara hasret kalınan bu yüzyılda insan belkide kendi kendini onarıyor, veya içsel bir hapishaneye kendini hapsediyor.Görüldüğü üzere fikirlerimi söylerken çekinceli söylüyorum.Bu konu her  insana özeldir, bir başkasının  insanın iç dünyası hakkında ahkam kesmesini doğru bulmadığımdan nedenleri üzerinde keskin kelimeler kullanmayı seçmiyorum.Kişilerin doğum noktasına orantılı yüzlerce sebep çıkabilir ortaya,aşık olunun kişiden çok aşık olan kişinin  içinde gelişir duygu boyutları. Aşık olunan kişinin büyük özellikler taşıması gerekmez. Aşık olan kişinin onu nasıl gördüğü, içinde hangi yüce makama oturttuğu önem taşır.

İnsanların duygusal boşlukları, hayatından memnuniyetsizlikleri, gerçek dünyada olan  kadın-erkek ilişkilerinden ruhsal bir doyum  alamamaları ve hayata bağlayacak bir ışığa tutunma ihtiyaçlarının karşılığı olarak platonik aşkın doğduğunu bu sosyal bakış açım. Birde Aşkın ruhsal bir yolculuk olduğunu,içsel gelişim için gerekliliği her her kalbe de aşk kapısının açılmadığı ise ruhsal bakış açım.Yukarıda saydığım filozoflar da  kendi çağlarında kendi yorumlarını yapmışlar.Bu kadar tarifden sonra artık asıl anlatmak istediğim meseleye gelerek sizleri daha fazla yormak istemiyorum. Nedenler ,niçinler, ister bilimsel ister felsefi açıdan, ister sosyal toplumsal nedenlerden oluşmuş olsun Gönül tutsaklığımızdan nasıl kurtulabiliriz, nasıl çıkabiliriz ? sorularına cevap olarak  düşündüklerimi paylaşmak istiyorum.

Bir gönül tutsağı; halinden memnun ise , o aşk bineğinden memnundur kendi içsel gelişimi için ihtiyacı olan duyguları yaratmaktadır, belki Allah katına doğru yükseliyor da olabilir. Bu boyuta Yunus Emre’yi örnek verebiliriz. “Aşkın aldı benden beni, bana seni gerek,seni ”

Halinden memnum olmayanlar yani aslında aşkı kula ulaşmak olarak algılayıp ulaşamadıkları için kendilerine ızdırap çektirenler gönüllü tutsaklıklarına son verebilirler.Mesele  aşık olunan kişi değildir. Mesele kendilerinin o kişiye yüklediği anlamdır. Platonik aşkın doğasında abartılı yüceltmek vardır.  Kendimize bunu fark ettirmek,kendimize daha öne almak, kendimizi önemsemek, değerli hale getirmek belki gönül tutsaklığımızın zincirlerini kıracaktır.Fiziksel bir suç işlediğimizde alacağımız cezalar müebbet verilmemişse  bir , iki, on , yirmi,otuz yıl olup olmayacağı belli iken ruhsal tutsaklıklarımız  sonsuz bir yol gibi durmaktadır. Dinlediğim hikayelerde  on , yirmi, otuzyıl, hatta bir ömür boyu bu tutsaklığa kendini mahkum etmiş insanların sayısı az değildir. Aşk bize tekamül yolunda bir makam atlatmıyorsa, sadece bir çemberin içinde dönüp dolaşıp aynı yere varıyorsak, bütün düşüncelerimizi, duygularımızı, hatta çevremizi etkiliyorsa kendimizi iyileştirme  adına kararlar almak, her şeyden önce  kendimize borcumuzdur.Platonik aşk insani gelişimin bir parçasıdır ama gelişiyor muyuz geriliyor muyuz bunu korkmadan kendimize itiraf etmemiz gerekmektedir. Geçen süre zarfında platonik aşktan önce sizle, şimdi ki siz arasında bir insani gelişmişlik söz konusu ise gelişiyorsunuz demektir. Şayet  hırçınlaşıyor,öfkeleniyor,isyan ediyorsanız  bu aşk sizi geriletiyordur ki acil kendinize sahip çıkmanız ilgi alanlarınızı geliştirmeniz,odak noktanızı daha  mutlu olacağınız aktivitelerle doldurmanız gereklidir, Hırçınlaşmanın, öfkelenmenin, isyan etmenin sonu sizi şiddete götürür ki buda aşk yolunda ineceğiniz en dikenli yoldur, size sizden, sizi başkalarından eder. Unutmayalım ki dünyada herkes aşk yükünü taşıyamaz, ağırdır. Aşk makamı sıradan yolcuların uğrak yolu değildir, dayanabilen, yanmayı göze alabilen yola çıkıp yolculuğunu sürdürebilir dayanamayan yoldan döner.Yoldan dönerken kırıp dökmemek insanlığımızdan olmamak lazımdır.Yoldan dönmek de bir seçimdir, yanmaya dayanamamaktırki bu kötü bir şey değildir yürüdüğümüz kadar yürüyebilmişizdir. Yanabildiğimiz kadar yanmışızdır dönmek vakti gelmiştir ki dönmeye karar vermişizdir buda bir seçimdir. Aşk makamı kıymetini bilene Allah katından bir lütufdur. Milyonlarca insanın bu makamdan haberi yoktur, bu ruhsal yolculuktan habersizdir.Bu makam dünya işlerinden edindiğiniz makamlara benzemez. Haberi olanlar şanslı mı şanssız mu bunu çok düşündüm  net bir yanıta ulaşamadım. Bu duygu boyutuna erişmiş olanlar, yoldan dönmeye karar verenlerde dahil kendileri karar versinler, çünkü her bir yolcunun kararı kendine göre olacaktır.

Sevgiyle kalın..

 

 

Beğenebileceğiniz Benzer Yazılar…

Yorum Yok

Bir Yorum Yapın