Yazılar

HEPİMİZDEN BİR TANE VAR

             Çocuk hıçkıra hıçkıra ağlıyor, kendini yerden yere atıyordu. Daha beş yaşlarındaydı. Uzun siyah saçlı, esmer güzeli , gamzeli çok şirin bir kızdı. Ne olmuşsa olmuş çok öfkelenmişti, ve avazı çıktığı kadar bağırıyordu. annesi onu sakinleştirmeye çalışıyordu , tatlı bir ses tonuyla ona;

-canıımmm , güzel kızım.. bir dinle bak.. onu kucağına almaya çalışıyordu,

-annesinin bir tanesi dedi. minik kıza.

-kıyamam senin gözyaşlarına… annesinin göz bebeği… annesinin bir tanesi…

küçük kız annesinin kucağına iyice sokuldu, sakinleşti, sustu.

                 Hepimiz anamızın bir tanesi değil miyiz? Bizlerde  bu sözlerle  teskin edilmek mi zaman zaman. Bizi boğan sıradanlaştıran vasıflara ayıran, statülerle değerler biçen,bizi toplumun malı yapan,  kendimize güvenimizi sarsan olaylar hangi dönemle  hayatımıza giriyor.Bunları düşündük mü?Büyüdükçe anamızın bir tanesi olduğumuzu  unutuyoruz.İlkokula başladığımız da ailelerimizi diğer arkadaşlarımızın aileleri ile  karşılaştırmaya başlıyoruz. Ana ve bababalarımızın giyim  tarzlarından tutun, eğitim durumları, yaptıkları iş  bizi  ayrıştırmaya başlıyor,   kıyaslama hastalığını o yıllarda istesekde istemesekte öğrenmiş oluyoruz. Bir insanın hayatında neyi başarıp başarmadığı doğduğu noktadan itibaren hesaplanabilir. Yoksul bir köyde doğan bir çocuğun hayatında neyi başarıp başarmadığı kentte doğup varlık içinde  büyüyen çocuklar ile kıyaslanamaz. Doğarken eşit haklarla doğmayan ,farklı aile yapılarına sahip  iki varlığı kıyaslamamız çok adaletsizce olur. Kıyaslama yapılması  oldukça yaralayıcı bir olgudur.Yapılıyorsada doğarken sahip olunun ve olunmayan haklara göre değerlendirme yapılmalıdır.Birçok farklı ortamlarda doğan, farklı aile yapılarına sahip çoçuklar bir sınıfta toplandıkları zaman birbirlerini incelemeye başlarlar.Toplumu tanımaya   diğerlerini anlamaya başladığı zaman kendinin sahip olmadıklarınıda fark eder. Her çocuk bir şekilde hem kafasında hemde etrafa sorduğu sorularla sorgular. Ortaokul, Lise yıllarında ise artık hatlar belirlenmiştir. Kendi içinde dünyadaki yerini belirler çocuk. Nereden gelmiştir ve nerededir bunu bilir. Bu dönemlerde isyanlar başlar,

bunalımlar başlar,sınıf farklılıklarının  ayırdına iyice varır. Kendini ezilmiş hisseder çaresiz hisseder.Bu durumu değiştirmesinin imkansız olduğu düşüncesi ile dolar zihni. Kompleks edinir, onu diğerlerinden, elinde olmayan birşey ayrı tutuyordur. Kendini ifade etmek istediği zaman, hep bu komplek karşısında kapı gibi duracaktır. İşte bu zamanları hissettiğimizde sadece birşeyi hatırlamalıyız. Bu dünyada hepimizden sadece  bir tane var. Başka benzerimiz yok, ikiz kardeşimiz bile var ise bizimle aynı değil. Hepimizi özel yapanda bu zaten. Hepimizden sadece bir tane yaratılmış olmamız. Bırakın dışınızda olup bitenleri, sizi sınıflara ayıran statülerle boğanları unutun. Siz özelsiniz. çünkü bir tanesiniz. Kimse sizin gibi değil. Kendinizi kimsenin aşağısında ve yukarısında görmezsiniz o zaman. ne iş yapıyorsanız yapın,  nerede doğarsanız doğun,bu sizi bağlamaz. siz özelsiniz , bu özellik doğuştan gelen hakkınız. Sizden sadece bir tane var. Yani Hepimizden bir tane var.

Sevgiyle…

You Might Also Like...

2 Comments

  • Reply
    Müslüm
    3 Ağustos 2011 at 15:58

    Kimi tanrıda fazla merak boş oturmaktan doğarmış bu her iki tanrıda suçlu cezalandırılmalılar demiş,Ortada var olan bir sorunu çözmeye hemen hemen bütün tanrıların gücü yeterken kökten bir çözüm olmadığı için pek uğraşmışlar.Bazısı hepimiz inelim yeryüzüne gerektiğinde yine hep birlikte göge yükseliriz demiş. Bazı tanrılar yeryüzünde her anrıdan bir parça olduğu için oraya ayak bastığımızda bir başka tanrının parçası üzerinde yaşamamız Tanrılık esasına aykırıdır. Tanrı kendi kendine yetendir.Birçok teklif ileri sürülsede hepsi cumhurun onayından geçmiyor taki US tanrısı ayağa kalkıp şu teklifi sunana dek.BİZ TANRILAR ÖLÜMSÜZ OLDUĞUMUZA GÖRE TAM ORTADAN İKİYE BÖLÜNEBİLİRİZ.Bir parçamız gökte diğeri yere iner ve merakların tümü giderlir demiş.Enyaşlı tanrı bu fikri onaya sunmuş ve oybirliği ile kabul edilmiş,Bütün tanrılar ortadan ikiye bölünüp bir parçaları yere diğeri gökkatında kalmış. işte o esnada cinsellik çıkmış ortaya,bölünme esnasında dişisi yere inenin eşi tanrı olarak kalmış.Bakmışlar Eros bölünmemiş öylesine bi köşede oturuyor.Gel sende bölün demişler.Hayır benim yeryüzünde bir parçam yok ki ne diye orayı merak edecekmişim ne diye bölüneyim demiş.Tanrılar arasında eşitsizlik oluyordu Çocuk yaşta bir tanrı tam diğerleri yarım yamalak,Ölümsüz olan tanrılar bir türlü anlatamadılar Erosa ikiye bölünmenin ölüm getirmediğini hatta yaşamın bir bölünmenin sayesinde olduğunu.Gel herkes bölündü sende mecbursun dediler.Eros kabullenmedi.Zorla kendilerine eşitlemeye kalktılar Eros kaçtı ellerinden.Ayağı bir taşa değdi tökezledi yere kapandı zavallı küçük ve sevimli tanrıcık.Bir tanrı yerden Erosu almak üzereyken Eros yerden topladığı çalılardan bir ok yapıp fırlatmış.İşte o Erosun okundan çıkan yay kimin olmayan yarısından geçerse yani gökkattındaki olmayan yarımlarımızdan geçen oklardır aşık olmalarımız.Karşımızda gördüğümüz şahıs bize tanıdıktır veya onu ilk görüşümüzde heyecan basmıştır.İŞTE BU BENİM ARADIĞIM dediğimizde aslında YARIMIMIZLA KARŞILAŞTIĞIMIZI SANMIŞIZDIR.Yoktur bu alemde dengimiz. Asıl vuslat diyarı GÖKKATINA YÜKSELDİĞİMİZDE BULACAĞIMIZ YARIMLADIR.İyi bir insan ödüğünde cennete gider kötü olan ise azaba hasrete ateşe işkenceye.Cenetten her istenilen hemencecik anında olurmuş.Ve ne istersen o mümkün kılınırmış.Yani cennete giren aslında tanrılaşmış sayılır çünkü ol der olur…Cehennemdeki de aslına yarımına hasretinden dolayı azap ve ateş içinde hisseder kendini.Bir yarısını herşey /Diğerini hiçbirşey sayan./Bütününü bir yarıma adayan /Viran dökük ve hüzünlü adam…YORUM YAZAMAK AMACIYLA BAŞLADIM HİKAYE YAZMIŞIM .MALESEF SİZE BİR TEKİZ ÖZELİZ YOK BENZERİMİZ LAFLARINI SADECE DOLMUŞA BİNDİRME İYİLEŞTİRME VEYA TEDAVİ İÇİN KULLANIRLAR.GÖKKATINDA VEYA YERYÜZÜNDE BİLİNMEZ HEP O YARIM ARAYIŞI İÇİNDE OLACAĞIZ.BULANA AŞKOLSUN.BULAN AŞIK OLSUN

  • Reply
    Müslüm
    3 Ağustos 2011 at 15:16

    Antik Yunan mitolojisinde insanlar ve yeryüzü yaratılmadan önce gökkatında sadece tanrılar vardı.İslam inancında aynı inanç şöyle kabul görür.Allah önce insanların ruhunu yaratı ve RABBİNİZ KİM diye sordu.Bütün ruhlar secde edip onun rablığını kabul ettiler.EVET sen bizim yaradanımızsın dediler.Arapçada BELA= EVET anlamında,.KALU ise ZAMAN anlamındadır.Bu yüzden sorulduğunda NE ZAMANDAN BERİ İSLAMSIN?cevabımız KALU BELADAN BERİ şeklindedir.Bazı insanlar hiçbir zaman karşılaşmadıkları halde biribirlerine sanki tanıdıkmış gibi algılarlar;işte onlar BEZMİ ALEMDE yanyana yaratıldıkları için bu alemde de tanıdık hissederler.Ben galiba sizinle yakın bir mesafede yaradılmış olduğuma inanıyorum.Yoksa bu denli yakınlık ve simanıza aşina hissetmezdim kendimi.Gelelim şu eski inançlardaki yaradılışa.Gökkatında tanrılar özgür ve herşeyi gönüllerince amma eşit amma her dilediklerini bir diğerine zarar vermeden gerçekleştiren bir yaşamları içindeyken bir gün iki tanrı yan yana gelmiş ve biri diğerine merak ettiği bir şeyi sormuş.Biz tanrılar olarak kendimizden eşit bire parça koparıp biribirine katsak ne olur?Diğeri belirsizlik olur.Tanrılar arasında da belirsizlik olamaz demiş.Bizim herşeyimiz yasa ve kurallara bağlanmış herkeste bunlara harfiyen uymakta aksi taktirde düzen alt üst olur demiş.Diğeri,peki ben tanrı olarak küçük bir parçamı sana katmak istesem sen buna karşılık aynı şeyi yaparmısın demiş.Diğer tanrıyı da bir merak sarmış.O da kendinden küçük bir parça koparıp ikisini biribirilerine harmanlamışlar.Ordan geçen üçüncü bir tanrı Ne yaptınız siz?O yaratıınız şeyde nedir?Adını koydunuzmu?Hanginizi temsil edcek diya epey sorular sormuş ve onları bu yaptıklarından dolayı suçlamış.Bunu duyan diğer tanrılar doluşmuşlar oraya.Kimi yapılanı haklı bulmuş,bizde merak etsek aynı şeyi yapardık diye savunmuşlar.diğer bir kısmıda Böyle saçmalığa ne gerek var şu iki tanrı cezalandırılmalı demişler.Derken tanrılar arasında önlenemez ilk kavga ve tartışma meydana çıkmış.Günümüzde yağmur tanrısının rüzgarla birlikteliğinde meydana gelen felaketler,yine güneş ve ay tanrılarının biribirlerini gizlerken neyi anlattıkları ortadadır.O kavga günü savaş tanrısı doğmuş.Yine o anlaşmazlığı çözmek için herkesi bir araya toplama işinide haber tanrısı üstlenmiştir.Akıl tanrısı US güzellik tanrısı Afrodit.İliada ve en yaşlı ve büyük tanrı RA vede ismini dahi bilemediğimiz binlerce tanrı kavgayı önlemek için toplantıya katılmışlar.İçlerinden en yaşlısı genel kurula başkanlık yapmış ve bütün tanrılardan fikir almış.binlerce öneri alınmış fakat çözümü aakıl tanrısı US sunmuş.çözüm bütün tanrıların eşit olması için herkes aynı büyüklükte bir parçayı kendinden koparıp ortak belirsiz nesneye katmasıymış.Öyledee yapmışlar.Ortaya halletmeleri gereken çımış.O da yaratıkları adı özelliği belirsiz bir tanrı ne işe yaradığıdır.yine ortak bir görüşle adına DÜNYA koydukları ortak nesneyi gökkatından yedi kat aşağılara atmışlar.Bir yasa düzenleyip hiçbir tanrının dünyaya gidişinede büyük cezai müeyyideler koymuşlar;KİM HADDİNİ BİLMEZDE YEYÜZÜNE GİDERSE KANATLARI KIRPILACAK VE BİR DAHA DA GÖKKATINA YÜKSELEMEYECEK YANİ TANRILIK ÖZELLİĞİ ELİNDEN ALINACAKTIR.Aralarındaki düşmanlığı ortadan kaldırmak için herkesin ortaklaşa sevebileceği EROS sevgi tanrısını yaratmışlar.Milyon seneler mesud ve huzurla yaşamışlar.Taki o ilk bir araya gelip ortaya meraklarını gidermek için ucube yaratan her iki tanrı bir araya gelene dek.Yine o ikisi ACABA YERYÜZÜNDE HANGİ TANRININ ETKİSİ DAHA FAZLADIR? HANGİ TANRININ PARÇASI dünyaya HAKİM OLMUŞTUR?ıdiye merak etmişler, Amma yeryüzüne inme esretini gösterememişler.Tutmuş Afroditi davet etmişler.Afrodite;şimdi yeryüzünü senin güzelliklerinle dolmuştur kimbilir şimdi neler vardır neler?Biri gidip gelsede bize anlatsa.Afrodit sen gitsene kim sana ceza kesebilirki? Korkma en güzelimiz sen olduğun için kimse sana cezada veremez diye saf afroditi yollamışlar gökkatından aşağılara. Afroditin etekleri rüzgar tanrısı sayesinde gürültü çıkarmış.Haber tanrısı onu duyup yakalamış.Sen yeryüzüne indiğinde sana ne olacağını bile bile nasıl inersin demiş, Afrodit, güzelsin diye havalara sokan o her iki tanrıdan şikayetçi olmuş .Yine tanrılar arasına bir nifak tohumu ekilmiştir.Bir tanrının merakını başka bir tanrı giderdiğinde paşa paşa yerinde oturanmı TANRIDIR yoksa yerine getirenmi?.Özetle iki tanrının merakı evrenin şekillenmesinde rol almıştır.Tekrar genel duyuru ve olağanüstü toplanmalar ve tartışmalar başlamış.Kimi tanrı BENDE ŞU YERYÜZÜNÜ MERAK EDİYORUM BİR TANRI İKEN BU MERAKIMIN GİDERİLEMEYİŞİ BENİM BOŞ KOF BİÇARE BİR TANRI OLDUĞUM ENDİŞESİNE KAPTIRIYOR.K

Leave a Reply