Yazılar

İŞ USLUBUNU İNSANİ DAVRANIŞLA BİRLEŞTİRMEYİ BAŞARAMAYAN BAŞARILILAR

 

                    İyi okullarda okumuş, Boğaziçi Üniversitesini iyi bir derece ile bitirmiş kendini dünyanın en dürüst insanı sanan, onun dışında herkesin hırsız, yalancı, olduğuna inanan bir karakterdi Hülya. Geçmiş yaşamında ne olmuşsa olmuş, insanlara inancını yitirmiş, hiç kimseye güveni kalmamıştı.Herkese  birinci dereceden herhangi birşeyin şüphelisi gözü ile bakıyordu Hülya.Sanki Dünyadaki bütün insanlar ona kötülük yapmak için bekliyor, onu aldatmak için iş birliği yapmışlar gibi algılıyordu hayatı. Böyle bir algı elli yaşlarında bir kadında nasıl meydana gelmişti. Böyle şüpheli bir bakışla insan huzur bulabilirmiydi. Yaptığı işi o kadar çok ciddiye alıyor, o kadar çok kendini kaptırıyorduki, kısa bir zamanda aşırı kilo vermişti. Evde sabahlara kadar çalıştığını söylüyordu. Belliki iş yaşamı ile normal yaşamı birbirine adapte edemiyordu. İşle evi, evle işi birbirine karıştırıyor her geçen gün yaşamını dahada karmaşık bir hale getiriyordu. O kendince batmakta olan şirketlerini kurtarmaya çalışıyor, bu batma sendromuna da sürekli suçlular arıyordu.Oysa suçlu babasının kendisiydi. Babasının ailesine karşı kendini savunmaması, durumunu saklaması,azaltılmayan masraflar şirketi iflas noktasına getirmişti. İki çocuk sahibi olan  Hülya’nın  çocuklarını nasıl yetiştirdiğini merak ediyordum. Bu kadar kuşkucu, herkese potansiyel suçlu muamelesi yapmayı layık gören bu kadın çocuklarını nasıl yetiştirmişti. Onlarıda kendinin şüphe hapishanelerine  hapis etmişmiydi. Çocukları düşününce içim acıdı. Fakat bugün altmışbeş yetmiş yaşlarında firma ile iş ilişkili olan bir insana davranışı okumakla, davranış kültürün çok farklı şeyler olduğunu birkez daha kanıtladı bana. Ben o ortamda yoktum. Olay aynen aşağıdaki gibi gelişmiş bana Hakan anlattı

-Ne var ne yok, neler oldu ben yokken

-Sorma Ayhan bey geldi ofise. Hülya hanım onu çok kötü davrandı,adam nerede ise ağlayacaktı

-Niye ne olduki?

Hülya hanım;

-Siz artık işte getirmeyin,kendinizde gelmeyin dedi.

-Nasıl yani, adamın yüzüne böyle mi, dedi.

-Evet, Ayhan bey çok aşırı üzüldü.

-Bende çok üzüldüm. Yaşlı başlı adam. Çalışmak istemeyebilir, ama bunu demeninde bir uslubu vardır.

-Evet, Ayhan beyde öyle dedi.  Dedi ki: Bizim bir geçmişimiz var, iyi kötü beraber çalıştık, Bundan sonra  Satış bölümü kapatıyoruz deseydi, sanki ben onlara düşmanlık etmişim gibi ortada hol yok yumurta yok, bana direk” işte getirmeyin , sizde gelmeyin” dedi.

-Hakan ya inanmıyorum, adamın kalbi çok kırılmıştır çokda ayıp olmuş. Eee Naim bey olaya müdahale etmedimi?

-yoo oda ağzını burnunu buruşturdu, işine gelmeyince ben bilmem, görmem, duymam üç maymunu oynuyor biliyosun.

. Ben akşam Sevil’e gideceğim. Oradan bir ararız biz onu.

       Akşam oldu iş çıkışı Sevil’e gittim. Durumu anlattım. Bir ara bakalım ne yapıyor Ayhan bey dedim. Sevil aradı; Telefonun iki üçkere çaldıktan sonra açıldı,

sEVİL;

-İyi akşamlar Ayhan abi, ne yapıyosun nasılsın?

-İyi olmaya çalışıyorum kızım.

Sevil telefonu eliyle kapatarak sesi ağlamaklı geliyor dedi.

-Bugün ofise gitmişsin, bişeyler olmuş galiba Leyla’ya Hakan anlatmış

-Evet, patronun kızı bana çok  kötü davrandı, çalışmak istemeyebilir ama bunu söylemenin bir uslubu olur, inanılmaz kalbim kırıldı, aşarı üzüldüm, şimdi eşimle bizde  olayı konuşuyorduk. Mesele para meselesi değil inan, üniversite mezunu bir insandan böyle bir davranış beklemezdim , şok oldum! çok aşırı kalbim kırıldı, Allah onu bildiği gibi yapsın, başka bişey demiyorum. Ben onların parasını çalıp çırpmış biri değilim. Sonuçta prim usulu  çalışıyorum, iş bulursam prim alıyorum bulmazsam  maaş falan almıyorum.

-Üzülme Ayhan abicim. Boş ver. üzme kendini.Sana iş mi yok. Zaten paranıda vermiyorlardı boşver…

Sevil bir iki teselli eden söz söyledikten sonra telefonu kapattı, bana dönerek

-Adamcağız ağladı ağlayacak, nasıl öyle davranmış ya, hayret ettim.

      Bazı insanlar kibirlerinden kendilerini kaf dağının sultanı sanırlar.O kadar kırıcı olmak dünyanın hangi işine veya parasına değdi bilmem ki.Allaha inananlar bilirler “Dünyanın en büyük günahlarındandan bir insanın kalbini kırmak” Kalp Allah’ın evidir çünkü. İyi okullarda okumak, zengin bir hayat sürmek insani davranış kazanmak için yeterli değildir. İnsani davranışlar içsel olgunluklardır. İş uslubunu insani davranışlarla birleşterme olgunluğuna sahip olmayan insanlar bu tip davranışlarla insanların karşısına dikilirler. Sen dünyanın en mükemmel işini yapsan ne olacak ki, sonuçta dünya  işi asla bitmez, ama kırılan kalp seni bütün hıncıyla ömür boyu takip eder. Bizler yaşamı yaşarken bazen önem sırasını karıştırıyoruz. Bazen hayali önemler yaratıyoruz  beynimizin içinde. Hayali önemliler listemiz uzadıkca insani yanımız bizden uzaklaşıyor, Hemen şimdi aynı hatalara düşmemek için hayatı önemliler listemizi ,bir gözden geçirmeye varmısınız.):)

Sevgiler…

Beğenebileceğiniz Benzer Yazılar…

Yorum Yok

Bir Yorum Yapın