Yazılar

İYİ İNSAN OLMANIN KRİTERİ

 

Herkesin dualarında iyi insanlarla karşılaşmak vardır. Ana babalar çocularına evden çıkarken ” Allah iyi insanlarla karşılaştırsın” diye dua ederler. Her insanın karşılaşmayı arzuladığı “iyi insan”kimdir ? Nasıl bir varlıkdır?. “Kötü insan”dan ayıran en büyük özellikleri nelerdir.

İyi İnsan tanımına girmeye çalışan  dört  ayrı gurup vardır. Bunlar;

İyi olmaya çalışan, başarılı olamayanlar: Bu guruptaki insanlar gerçekte iyi olmaya çalışmak için uğraş verirler. Kimseyi karşılarına almak istemezler, Herkese bir adım mesafede olmak isterler, “Ne şiş  yansın, ne kebap” sözünü ilke edinirler. Herkesle dost olmak ve iyi geçinmek isterler.  Fakat dünyada bazı özel yasalar vardır iki varlığın olduğu yerde çatışma söz konusudur.Herkesi idare etmekten yorgun düşerler , bir süre sonra tükenirler. Dünya herkesle dost olunabilecek bir boyut değildir. Mutlaka uyumsuzluk olacaktır diğer tarafla. Bu uyumsuzluğa ses çıkarmamak iyi insan olmak  demek değildir.Bu tipler karşılaşan insanlar  ne olursa olsun kendilerine ses çıkarmayan bu insanın iyi bir insan olduğu zannına kapılabilirler, ama karşılarındaki iyi bir insan değil, korkak bir insandır. Karışısındakinin hatalarını yüzüne açıkca söyleyebilme cesareti olmayan bu  guruptakiler iyi insan olmaya çalışan, iyi bir insan olarak takdir edilmeyi bekleyen fakat bir süre sonra herkese aynı mesafede  ilişkileri yürütemeyen , etrafındaki insanları kaybeden insandır.Kimseyi kaybetmek istemezken, gerçek fikirlerini söylememesi zamanla yalnızlaşmasına neden olur. En önemli olaylarda bile sessiz kalabilirler. Hak veya haksızlıklara  sessiz kalmaları, yorumsuz kalmaları bu insanları güvenilir yapmaktan  uzak tutar. Güvenilmeyen insan yalnız insan demektir.İyi olmaya çalışmakda takdir edilmelidir tabiki. Sadece hataları iyi bir insan olmanın ” sürekli bir taviz verme veya sessiz kalma ” olmadığının farkına varamamalarıdır.

İyi gibi görünüp düşman gibi vuranlar:Bu guruptaki insanlar birer aktör ve aktristir. İyi okullarda sineme ve tiyotra eğitimi alan sanatcılardan daha başarı rol yaparlar. Dillerinin söylediği ile kalplerinin söylediği birbirine taban tabana zıttır. Dilleri bal şerbet akıtırken kalplerinde çöreklenmiş yılan zehiri çeşit çeşittir.Bunlar açık açık düşman bildiğinizden çok tehlikelidir.Her zaman her olayda bizim yanımızdaymış gibi davranırlar, arkamızdan iş çevirirler. En küçük çıkarları için bile gözlerini kırpmadan sincice entrikalara yönelirler, her türlü yalanı söyleyebilir fakat hiç yapmamış gibi durabilirler.En yakın arkadaşlarınızla araya fitne fesat sokmaya çalışırlar. Çünkü kalbinde taşıdığı  zehir iyi bir ilişkiyi asla kaldıramaz. Çıkarcı olmasına rağmen, bazen çıkarı olmadan da sadece içini rahatlatmak zehrini akıtmak için bazı davranışlarda bulunabilirler.Bu guruptaki insanlarla karışalanlar genellikle ne ile karşı karşıya olduklarını çok geç anlarlar, uzun yıllar  başına gelenleri , arkasından çevrilen dolapları anlamayanlarda vardır. Çoğu insan bu guruptakileri  ” iyi insan”diye tanımlarlar. Onlardan bahsederken o gerçekten de çok içten biri derler, çok dürüst biri diyedir tanımlarlar.Kendilerine biçtikleri rolu iyi oynadıklarından onların gerçek yüzlerini anlayabilmek  bu kişi ile karşıkarşıya kalan insanın şansına kalmışdır.Hatta olaylar ortaya çıkmaya başladığı zaman bile kendilerini aklama becerileri vardır.

Topluma iyi fikirler sunan, kendi iyi davranmayı başaramayanlar: Bu gruptakiler sosyal kişilerdir. Dünyayı ve insanları kurtaracak iyi  fikirlere sahiptirler.Çok iyi düşünürler, iyi konuşurlar tespitler ide çok doğru yerinde tespitlerdir. Fakat bireysel davranışları toplumsal  bilinçle birlikte akarlar, Kendi uzmanlık alanında iyi seminerler verirler, iyi öğütler verebilirler kendi davranış biçime baktığınızda  sigaranın zararlarından bahsederken, kendileri sigara içerler,  Pozitif düşünceyi öğretmeye çalışan bir uzman, öfke nöbetleri geçirebilir. İyi bir öğretmen  olan birisi, eğittiği kişilere  yalancılığın ne kadar kötü bir eylem olduğunu aktarırken kendi bir ton yalan söyleyebilir.Söylemekle yapmak çok farklı şeylerdir çünkü. Düşünmek, yapmak demek değildir. Düşünmek yapma eyleminin başlangıcıdır ve davranışa dökülmediği sürece hiç bir anlamı yoktur. Sadece kuru laftır.Başkalarına  yapmamaları gerekenleri öğretmeye çalışırlar ama kendileri öğrenmezler. Toplumsal bellek davranış kalıplarını oluşturduğundan çok derin düşünceleri olan bu varlıklar bu güzel düşünceleri kendi davranışlarına yansıtamazlar.Bu gruptakiler çok çalışırlar ,çok okurla, çok gezerler.İnsanlara sürekli beraberdirler.Kalabalıklarla sürekli beraberlik bir süre sonra kendilerini kaybetmelerine neden olabilir buhran geçirebilirler. Kendilerini dinlemeye, yalnız kalmaya ihtiyaçları vardır. Birde düşündüklerini bir rol model olarak ilk önce kendilerinin hayata geçirmeye. Emeklerine saygı duymak gerekir.En azından ellerinden geleni yapmaya çalışmaktadırlar. Bunu yaparken kendileri küçük ego tatminleri yaşasalar bile hedefleri kendi doğrularını  toplumla paylaşmak ve onlara bildikleri doğruyu aktarabilmektir.Bu gurubun niyetleri iyidir,evrene ,insanlara karşı  kendilerini sorumlu hissederler.Bu his onlara sonradan kazandırılamaz, doğumla verilir.Bu insanlarla karşılaştığımız zaman onları bütün kalbimizle aklımızla dinlememiz  gerekir ama  duyduğumuz doğru aktarımlarını davranış olarak da beklemezsek hayal kırıklıkları yaşamaktan kurtuluruz.Bunlarda öz söz aynı davranışları söyledikleri ile uyuşmayabilir.

Gerçek iyiler:

Bu gruptakiler özü, sözü, kalbi,davranışı  bir olanlardır. Onlar her şeyi açık ve dürüstçe ortaya koyarlar. Bilseler ki kıyamet kopacak doğru olanı söylerler ve yaparlar. Kimseye yalakalık yapmazlar. Öz söz,davranış birdir. Kötülüğe ,haksızlığa göz yummazlar. Bunu yaparken kendi çıkarlarını veya toplumdaki durumlarını düşünmezler. Kalp de ne var ise davranış da  o vardır. Sessizliği, göz yummayı iyilik olarak algılamazlar. Birinin kalbini kırmak pahasına da olsa gerçeği göstermeye çalışırlar. Gerçek dost kişilerdir. İnsanlar bu insanlardan pek hoşlanmazlar, Toplumsal bellek onlara susmayı, göz yummayı, beklemeyi öğrettiği için gerçek iyi ile karşılaşmış bir insan onun açık ve dobralığı karşısında afallar onu kabalıkla suçlayabilir, çünkü topluma öğretilen “beklenti davranışı”ile özdeşmeyen  biri vardır karşısında.Onun bilinçaltındaki verilere , bu kişinin davranışı denk düşmüyordur.Gerçek iyiler dünyada az sayıdadır. Karşılaşan insan şanslıdır ama bu şansının farkına hemen varamayabilir.Aradan uzun yıllar geçtikten sonra bu insanın doğrulukları ortaya çıkabilir, uyarılarında haklı oldukları anlaşılabilir.Ektikleri tohumlar mutlaka er geç yeşerir ekilenin benliğinde. Tohumlar yeşerene kadar kötü olarak bilinir karşı tarafça ama o bunlara aldırmaz, çünkü kimseye verilecek hesabı yoktur, kendisi dediğinde de yaptığında da nettir. Eğer söylediklerinde bir yanılgıya düşerse, ilgili kişiyi arar bulur, durumu açıkça anlatır, onun kimseden saklanma ihtiyacı,kaçma ihtiyacı yoktur.

 

 

Beğenebileceğiniz Benzer Yazılar…

Yorum Yok

Bir Yorum Yapın