Yazılar

KANADA SENDROMU

Arkadaşımın  biri , uzaktan tanıdığım  kadın hakkında şunları anlattı.

-Üç dört yıl önce Kanada’ya gitmişlerdi Serap’lar orada  yapamadı, ülkesine geri döndü. dedi

-Neden memnun kalmamışlar vatan özlemi mi? diye sordum.

-Hayır ya, bana çok komik gelen bişey anlattı

Merakla baktım ona, devam etti.

-Kanada’da insanların yaşam  standartları çok yüksekmiş. Herkes güzel evlerde oturuyormuş, her türlü eşyalara sahipmiş. Yani buradaki gibi altlar, üstler, en altlar, ortalar gibi yoksullak standartları yokmuş. Hayat standartları çok  güzelmiş işte..

-Ne güzel  işte niye, gelmişler ki.. belkide iklime uyamadılar. Kışları soğuk  oluyormuş diye duymuştum.

-Yok yok alakası yok. Kışla, yazla.

-Ne  peki?

-Arkadaşım  gösteriş yapmayı çok sever , nispet yapma meraklısıdır. Bunun için onun deyimine göre yeni bir şey alınca , Kanadalı komşularına göstermesi onlar için  pek bir ifade etmiyormuş. Bunun için herkesin herşeyi olan bir ülkede yaşamak istememiş. Vallahi bu kendi açıklaması, ben söylüyorum sanma sakın. Diyor ki ” Ayyy !! şekerim  aldıklarını göstereceksin, nabız yoklayacaksın, seni kıskandı mı, haset mi etti karşı tarafı tarayacaksın ki…  hiç hayatın tadı yoktu orada. Ülkeme döndüm de  mutlu oldum.

-İnanmıyorum, ülkemize nispet yapacak birileri mutlaka var diye mi dönmüş?

-Aynen öyle,

 

Bu konuşma üzerine şöyle bir etrafa dikkatlice baktığımda gördüm kü adına “Kanada Sendromu” dediğim bu rahatsızlıktan insanlarımız oldukça muzdaripler. Sadece kadınlar değil erkeklerde de Kanada Sendromu rahatsızlığına sıkca şahit oldum. Şunu sorgulamak gerektiğine  kanaat getirdim.

İnsanlarımız nasıl bu hale geliyor? Bu pisikolojiyi onlara hangi toplumsal hatalarımız  veriyor? Biz insan yetiştirirken nerede hata yapıyoruz ki başkasının olmayanından mutlu olan kadın ve erkekler üretiyoruz?

Bu soruların cevaplarını arayacak olursak; Türk aile yapısının  herşeyden önce ” el alem ne der, el alem ne düşünür, el alem bizi onaylar mı” baskısı altında olduğunu görebiliriz.  El aleme göre konuşlandırılmış  insanlarımızın düşüncelerinin Kanada Sendromu yaratmaları kaçınılmazdır, çünkü aynı zihniyet yapısı kendini çok beğendirmek istediği “El alemin kıskanmasını, ona özenmesini , hatta haset etmelerini ve bundanda haz almayı  aynı şiddetle istemektedir. Sorunun temeli budur onay alma ve onay verme mekanizmasına güdümlü yetiştirdiğimiz insan karakterleridir.

 

İnsan yetiştirmenin kriteri başkasının azı ile mutlu olan kişiler olmamalıdır . Başkalarında olmayan kendinde olanı göstermek sureti ile karşı tarafı kendince küçük düşürüp kendine daha yüksek göstererek ( bu davranışı yapan kişiye göre böyledir)bir üstünlük çabası içinde olması yapan kişinin ne kadar zavallı olduğunu göstermekten öteye gitmez. Çünkü mallar mülkler eşyalar, elbiseler  insanı tanımlamaz. sadece insanın sahip olduklarıdır. İnsanı tanımlayan davranışları ve sözleridir.

Gösteriş, nispet yapma merakımız sadece bize zarar verir. Kısa süreli tatmin sağlar belki ama uzun vadede bizi yalnızlaştırır. Bu tip davranışları yapmaktan kaçınmamız  kendi ruhumuz adına çok önemlidir.Başkasının olmayanına kendimizde olanla üstünmük kurma uğraşı insani bir davranış değildir. Hiçbir varlık insana baki değildir. Bugün olan varımız yarın hiç olmayabilir. Daha bilinçli daha uyanık bir zihinle kendimizi bilelim , malların  mülklerin sahibinin biz olmadığımızı sadece geçici kullanıcıları olduğumuzu lütfen hatırımızdan çıkarmayalım.

Sevgiyle …

 

 

 

You Might Also Like...

No Comments

    Leave a Reply