Yazılar

KOMŞUMUZ BİR YILANDI

 Bahçe DüzenlemesiYirmibirinciyüzyıl dünyasının insanları malasef kendinden başka bir canlılarla bu gezegeni ortak kullanmaları gerektiğini düşünmüyor. İnsan olmayan her canlıya “ölüm” fermanı veriliyor. Gerçi insanın kendi cinsinede acıdığı yok. Ramazan ayının ilk aylarında karanlık bastığında bir canlının ötüşünü duyuyordum. İlk önce çekirge sandım. Daha sonra  bu öten canlının bir yılan olduğunu bu sesten aşırı rahatsız olan komşularımızdan öğrendim.

Hacer;

-Bu ses bir yılanın sesi. çekirge böyle ötmez dedi.

biraz dikkatimi sese verdiğimde ona hak verdim. Daha önce Amozan’da  kamp yaptığımızda   sabahın ilk ışıkları ile hep bir ağızdan kora halinde başlayan çekirge seslerini  hatırladım. Kesinlik çekirge değildi. Hacer doğru söylüyordu.

Hacer;

-Biz köyde bağlarda çok yılan görürdük. Yılan sesini iyi tanıyorum ben. Kesinlikle bir yılan bu. Bundan hiç şüphem yok diye tekrarlardı

-iyide bu hayvancağız şehrin ortasına nerden gelmiş, nasıl gelmişde yuva kurmuş komşumuzun bahçesine.

-Dışardan bir yerden gelmiş olamaz dedi Hacer.

Hacer’in bu sözü beni çok eskilere götürdü, sekiz yaşlarında iken babamın  iki metre  boylarında bir yılanı bahçemizde öldürdüğüne şahit olduğumu hatırladım, o gün çok korkmuştum.Herkes bahçeye toplanmıştı. Ben pencereden izledim. O gece uyumadığım nadir gecelerdendi.

-Aaa ! o yılanın eşidir bu. Kesinlikle bu yılan buralı. O hiçbirden buraya gelmedi. O  hep buradaydı dedim.

Hacer çok şaşırmıştı.

-Nasıl yani?

-Ben küçükken şuan ev yapılı olan arsada babam iki metre boyunda bir yılan öldürmüştü.Ama çok zaman önceydi. Ben ozamanlar sekiz yaşındaydım. Hatta çok korkmuş uzun zaman o taraftan bakkala bile gitmemiştim. Bu yılan o yılanın eşi olabilir mi? Yılanlar eşlimi bilmiyorum ama, kesinlikle o yılan bizim burada olduğumuz  yıllardan beri orada yaşıyor. “Emin misin Hacer, Bu yılan mıdır?”

-Eminim, çünkü  Hatice hanım onu oraya girerken görmüş. Birbuçuk metre kadarmış, kahverengi tonlarındaymış. Hatta çocuklar hemen aşağısında oynarken oda üstten geçiyormuş. Hatice hanım çocuklar korkar diye hiç sesini çıkarmamış

-Neyse bişey olmaz herhalde, yaşasın hayvancağız. Ümraniye”vahşi yaşamından kala kala o kalmış zavallı.

-Ama herkes çok rahatsız sesinden. Hiç durmadan ötüyor.

-Eee ne yapacağızki hayvanı dur ötme, yapma falan gibi komutlar veremeyeceğimize göre, komşumuz olan bu yılanla yaşamayı öğrenmemiz lazım. Yazık  zaten o çok yaşlıdır. Kala kala o kalmış.

-Mehmet’in babasına bahçelerinde bir yılan olduğunu söyledik.

-Söylesiniz ne olacakki adam  yılanı yuvasından bulup çıkaracak mı? Kış gelince ötmez zaten. Bu zamana kadar biz hiç duymamıştık ki sesini.

-Bilmiyorum valla ne yapar ne eder, biz söyledik. Bahçelerinde yılan olduğunu.

     Bu konuşmanın sonrasında bir on beş gün geçti.Yılanın ötüşünü onbeşgün kadar duydum, sonra sesler kesildi.

Komşularımızdan Aysun a sordum.

-Galiba öldü dedi.

-Nasıl öldü, kim öldürdükü?

-Biz toplanıp Mehmet’in babasına söylemiştik ya, bundan iki gün önceydi, Yılan’ın sesi boğuk boğuk geliyordu, sondada hiç gelmedi. Sanırım zehirli bişey attı adam.

-Belkide başka  yere gitmiştir.

-Yok gitmemiştir, hayvanın çıkardığı sesler boğuluyor gibiydi. Kesinlikle zehirlendi o. yani öldü.

    Üzülmüştüm. Kendi halinde yaşayan bir canlıydı bana göre. Yılandan her insan gibi bende korkuyorum, ama sadece biz korkuyoruz  diye , korktuğumuz her canlıyı yok etme pisikolojimizi doğru bulmuyorum. Korkmak bizim sorunumuzdu.Beşinci altıncı katta oturan insanlar yılanın kendi dairelerine gireceğinden korkuyordu. Yılanın bir sürüngen olduğunu, uçma kabiliyetinin olmadığını unutuyorlardı sanırım. Uçanları’da vardı ama, en azında şu komşu bahcesinde öten yılan uçma kabiliyeti olanlardan değildi.Sonuç olarak yılanın sesi her ne olduysa kesildi. Konu komşu  huzura erdik. Sessiz ve konusuz dünyamıza yılanın ötüşünün kesilmesiyle dönüverdik. Kısa sürede olsa ortak noktamız olan bu yılan sesi hiç konuşmadığımız komşularla bile bir yakınlık sağlamıştı. Yılanın sağladığı yakınlıklarda yine en uzak diyarlara savruldu. Herkes kendi içindeki kalabalık ,dışındaki durgun dünyaya dönüş yapmıştı.

Beğenebileceğiniz Benzer Yazılar…

Yorum Yok

Bir Yorum Yapın