Yazılar

KÖTÜLÜĞÜ AKILLILIK SANMAK

 

 

Dolmuş durağında bekliyorduk.Akşam vakti idi. Nişantaşı’ndan Kadıköy’e gidecektik. Yaklaşık bir saat geçmesine rağmen Dolmuş gelmiyordu  sırada bekleyenler  artık sesli düşünür olmuşlardı , kimi;

-Boğaziçi köprüsü bu saatte çok kalabalık olur, Dolmuşlar gelemiyordur,

kimi;

-Nişantaşı Kadıköy arasında az sefer koyuyorlar, bizleri buradaki bekletip duruyorlar, zamanımızdan çalıyorlar

diyordu.

Ayakta dikilmekten çok yorulmuştuk. İnsan yürürken daha az yoruluyordu bir yerde sabit ayakta dikilmek üstelik belirsizlik içinde dikilmek İstanbul’da yaşayan insanların streslerine stres katıyordu.Konuşmaları şikayetleri dinliyor fakat hiç yorum yapmamaya çalışıyordum.

Nihayet bir buçuk saat bekledikten sonra sadece on bir kişinin binebileceği dolmuş gelmeyi başarmıştı. Ön sıradan bir gurup geçti,benim bu dolmuşa binme olasılığım yoktu. Durağın arkasındaki saf zeytinyağı  satan dükkanı inceliyordum ki bağrış  çağrış sesleri ile irkildim. Sırada bekleyen  altmış yaşlarında bir kadın,

-Olmaz ki, bu kadar da olmaz ki! diye feryat ediyor yanındaki daha genç hanımda ;

-“Ne kadar terbiyesiz insan, yaşıyor bu şehirde “diyordu.

-“Ne oldu “dedim.

-Görmediniz mi? yapılan terbiyesizliği

-Hayır arkama bakıyordum görmedim.

-Biz burada bir buçuk saattir bekliyoruz, annem üstelik hasta.Tam biz binecekken yolu karşı tarafından iki adam geldi bizim oturmamız gereken yere oturdu, sıranın bizde olduğunu söylediğimiz halde pişkin pişkin;

-“Biz oturduk, kalkmayız “dediler. “sanki alemin akıllısı bunlar, biz aptalız burada bekliyoruz bir saatten beri, saygısız bunlar,terbiyesiz, utanmadan birde gülüyorlar.Güya çok akıllılar, zekiler.Sıra beklemeden yer kaptılar ya kendilerini çok zeki sanıyorlardır.

-Öyle maalesef kötülüğün akıllılık, zekilik sanıldığı bir çağdayız. Onurlu bir insan böyle davranmaz. Üzmeyin kendinizi olan oldu,adamlar çoktan köprüye varmışlardır.

-Çok kızıyorum böyle insanlara, dedi.

-Haklısınız , bende çok kızıyorum  bu kolaycı,çıkarca, hak hukuk tanımaz onursuz insanları yetiştiren,kolaycılığa alıştıran kim,ne ona bakmak lazım dedim.

Sonraki dolmuş geldi binip Kadıköy’e doğru yol aldık..

 

Bu olay bir dolmuş durağından tutunda, hayatımızın her alanında karşımıza çıkıyor maalesef. Kötülüğü, çıkarcılığı, bencilliği akıllılık sanan kötü bir gurup oluştu bu toplumda. Bunlara dur demenin tek yolu da aile içi eğitimin ve aile içi eğitimi veren ana babanın yeterliliğine bağlı maalesef. Bazı sosyal bilgiler çocuğa okul öncesi verilmelidir. Okulda öğretmenler her ne kadar anlatmaya çalışsa da aile içi eğitimde başkalarının hak hukukuna saygı, hırsızlık, büyüğe küçüğe saygı, doğaya sevgi aile içi eğitimin etkililiğine bağlı.Anamız bize küçükken “sokağa asla çöp atmayın” “başkalarının hakkına saygılı olun” ” Yaşlı ve hastalara saygıda kusur etmeyin” “kimsenin arkasından konuşmayın””Kimsenin bir şeyini sakın almayın, bulmuş olsanız bile sahibini arayın,bulduğunuz şey size ait değildir” diye öğretirlerdi . En ufak bir hatamızda defalarca tekrar ederlerdi. Köşe dönmenin, çalmanın çırpmanın akıllılık sanıldığı bir dönemde ana babalar çocuklarına yeterli öğütleri vermiyorlar demek ki. Ya da veriyorlar ama çocuklarının başarma hırslarına kendilerini öyle kaptırmışlar ki ufak görünen meselelerin üzerine yeteri kadar gitmiyorlar, Oysa ki her küçük şey büyük şeylere gebedir.Bugün çalmasını hoş gördüğün bir lira,yarın bir insanın yaşamı olabilir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

You Might Also Like...

No Comments

    Leave a Reply