Yazılar

PANİK ATAK SENDROMLARI

   Kapının zilini çaldığında nefes  nefeseydi   Murat. Kalbi yerinden fırlayackamış gibi çarpıyor,alnından aşağı boncuk boncuk terler akıyordu.ayakkabılarını çıkarıp salona yöneldi, elindeki torbaları bana uzatıp  montunu çıkarmadan koltuğa oturdu.

– ne bu halin, dedi Ayşe. Ne bu halin Murat abi , Şekerin mi çıktı

-evet dedi, terini silerek, şekerim  beşyüze çıkmıştı, insilün alıyorum, biraz düştü ama çok moralim bozuk. kendimi iyi hissetmiyorum,birisinin beni takip ettiğini sanıyorum.

-niyeki ? dedi, evden biri

– Bilmiyorum birisi beni takip etti işte.Doktora gittim panik atak  olmuşum. Bir sürü ilaç verdi bana deyip çebinden ilaçları tek tek çıkarıp sehbanın üzerine koydu.

ağlamaklıydı konuşması,

-Neden böyle bir teşhis koydu doktor. Nasıl birşeyler yaşıyorsun.dedi Ayşe

-Herşeyden korkuyorum, sürekli  endişe içindeyim.Çocuğumu bir yere göndersem eve girene kadar “ya başına bişey gelirse”diye korkuyorum.Evimi bırakıp komşuya gitsem “evime hırsız mı girdi “diye telaşlanıyorum. Gittiğim hiçbiryerde huzur bulamıyorum.

anlattıklarını sessisce dinledim, Murat’a dönerek;

-Neden bu kadar çok kontrol etmek istiyorsun Murat , dedim

Odaya sessizlik hakim oldu, bütün bakışlar bana yöneldi,

-ben hiçbirşeyi kontrol etmek istemiyorum dedi kırılgan bir sesle

-Tabiki  herşeyi kontrol etmek istiyorsun, bu senin gerçeğin Murat. Farkında değilsin diye üsteledim.

Çok öfkeledi,

-hayır, kesinlikle yanılıyorsun.

Bir saniye beni dinlermisin dedim sesimin tonunu artırarak;

-Kontrol edememek seni hasta ediyor, peki sen yaşamında neyi ne kadar kontrol edebilirsin.Sabah evden çıktığında kaza geçirmemek için sadece daha dikkat edebilirsin, bütün  dikkatine rağmen herhangi birinin sana çarpma potansiyeli yüzde kaçtır sence, bu durumda ne kadar kontrol sahibisin bu olayda. Aynı şekilde çocuğunun hayatını ne kadar kontrol edebilirsin başına bişey gelmemesini ne derece azaltabilirsin aynı derecede değil mi? Sana önerim bakış açını değiştirmendir. Bakış açını değiştirdiğinde uzun bir süre sabit bir bakışla olaylara bakıp aynı kalıpları tekrar ettiğini göreceksin.

-Ben birşey değiştirebileceğimi sanmıyorum. Ne zamandır doktorlara gidiyorum ilaçları kullanıyorum, uzman yardımı alıyorum ,azda olsa fayda görüyorum ama ömür boyu ilaç mı kullanacağım ben bilmiyorum doğrusu dedi, üzülerek.

-Sadece düşünme biçimini değiştireceksin dedim.

-çok kolay gibi söylüyorsun sende, düşünce yapını değiştir diyosun, iyide nasıl, ben korkularla, çarpıntılarla yaşamaktan zevk mi alıyorum sanıyorsun

-Sen Allah’a inanmıyor musun?

bu soru karşısında çok şaşırdı, yüzünü  buruşturdu, bir an bana vuracak sandım.

-Ne demek bu, tabiki Allah’a inanıyorum.

-o zaman rahatla Murat, sen elinden geleni yap, gerisinide ona bırak istersen.

                 Çağımızın hastalığını Panik Atak, çıkış nedenlerini  tetikleyen  sosyal etkenler Endüstriyel toplumlarda  yalnızlaşan bireylerdir.Toplumu oluşturan her bir birey çağın gereği olarak tek başınadır. Aile içinde tek başınadır, çalışma hayatında tek başınadır. Bu tek başınalık  insana  güven vermemektedir. Bozulan toplumsal yapı birbirinden korkan bireyler büyük güvensizlik sorunu yaratmaktadır. Panik Atak’ın en tetikleyici etkenleri, bireysellik, korkular, güvensizlik,bütün sosyal yapılarda , iş hayatlarında, özel yaşamlarında yarış atlarına döndürülen bireylerin içinde bulundukları aşırı sitresdir. Bunlar bireylerin ruhunda ilk önce delikler açmakta sonra fiziksel yapılarında  belirtiler olarak kendini göstermektedir.Dünyada öyle bir sosyal yapılanma varki sanki yeni doğanları hasta etmek  zorundaymışız gibi bir sistem geliştirmişiz. Çocuğu doğduğuna doğacağına pişman ediyoruz.Bitip tükenmek bilmeyen sol beyin odaklı derslerle canlarına okuyoruz. Düşünme yeteneklerini kullanmamaları için ne kadar çaba varsa sarfediyoruz.

Çocukları incelerseniz çocukların  genellikle acıkmadan yemek yemek istemediklerini fark edersiniz. Fakat Geleneksel yemek yeme lituerlerimizi çocuğa aşılamak için çocuk on yaşına gelene kadar,onların iyiliği adına savaş veririz. Oysaki  İnsan açıkınca yemek yemeye proğramlıdır doğduğunda. Her insanda kendi doyma noktası vardır,bedeninin  ihtiyacına göre. Çocuğu zorladığımız yetmiyormuş gibi birde tıka basa yedirmeye çalıştığımız için  Doyma noktasını hissetmesine de engel oluruz.Biz bu proğramları on yıl kadar uğraşarak, çocuğumuzun iyiliği adına bozmayı başarırız. Sonra çocuk günde üç öğün yemeye başlar, öğünler gittikce fazlalaşır ve genç birkız veya delikanlı olduğunda kilolarından şikayet ediyordur artık,ömür boyu başına bela olacak bir derdi sarmış oluruz çocuğumuzun  başına. Çocuk artık  diyet pazarının  potansiyel bir kuklasıdır.Bizim uzun ve iyi niyetli uğraşlar vererek bozduğumuz mekanizmaları artık çalışmıyordur, bundan sonra  her yediğinden huzursuz olacak, hanagi kalori listelerini ezbere bilecek, hangi diyetisyene gidecek bunları bulmaya mecbur bırakmışızdır. Bakınız bütün bunları iyiliği adına yaptık.Ezbere yaşayan toplumların sorunudur bunlar, hep geçmişi tekrar eden, bir düşünce üzerine bir düşünce koymayı başaramayan toplumların bireyleri her yönden hastalıklarla kuşatılırlar.

Yeniden  Panik atak sendromuna dönersek, Panik atak oluşumuda çocuklukda  bilerek veye bilmeyerek çocukların bilincine yüklediğimiz, korkuların, güvensizliklerin, sitreslerin geri döşüşüdür ve toplumun bireylere yaşattıkları olumsuzlukları diğer bireylerin ruhuna kayıt ettiren olumsuz haber proğramlarıdır. Zarar görmüş bir bireyin yaşadığı bir olayın gazete ve Tv lerde haber yapılması  ” benim başımada gelebilirdi” “bende olabilirim””dikkat etmeliyim benimde başıma gelir” düşüncelerini kayıt ettirdiğinde artık o birey potansiyel panik atak hastasıdır.ve yine dikkat edelim ki, bunuda haber alma özgürlüğümüz adına yaptık.

Herhangi bir işi yaparken, kendi çıkarlarımız adına değilde toplumsal bellek adına yapmış olsa idik, dünyada birçok hastalıklar ve kötülükler yaygınlık kazanmayacaktı.Biz acı bedenleri beslemeye devam ettiğimiz sürece adını yeni yeni duyacağımız  pisikolojik  ve fiziksel hastalıklarlada yakında tanışacağımızı üzülerek söyleme gereğini duyuyorum.

Beğenebileceğiniz Benzer Yazılar…

Yorum Yok

Bir Yorum Yapın