Yazılar

SÖZÜN SENET OLDUĞU YILLAR ÇOK UZAKLARDA…

             Evindeki buzdolabı yirmiyılını doldurduğundan, artık elle tutunur bir yeri kalmadığından değiştirmesi gerektiğini düşünüyordu. Yeni evine, yeni buzdolabı almalıydı. Sadece yeni olsun diye değil, gerçekten ihtiyacı olduğu için.Kendisi tüketim birimleri olarak yetiştirelen insan guruplarından  değildi.Hiçbirşey bozulmadan, tamamen görevini yapamaz duruma gelmeden değiştirmezdi. Kadıköy’e inip Buzdolabı bakmak için bayileri dolaşacağını, evinde uzun yıllar kullanabileceği, geniş bir Buzdolabı arayacağını söylemişti. Buzdolabı parasını önceden çeyrek altınlar alarak biriktirmişti, peşin alacaktı taksit ödemekten hiç hoşlanmıyordu. Akşam bana telefon etti:

– Caanımm! çok güzel bir Buzdolabı buldum. Tam istediğim gibi, geniş ferah, büyük bir Buzdolabı. Çok mutluyum, Bayi ile anlaştım. Taşınmadan bir hafta evvel  telefon edeceğim ve hemen getirecekler…

-Aaa! ne güzel! sevindim vallaa! inşallah iyi çıkar canım, biliyosun beyaz eşyada biraz şanslı olmak lazım, en iyi markadanda alsan bazen insanı çok üzüyor, hatırlasana Ayşe’nin  Çamaşır Makinesinden çektiğini.

-Korkutma kızz beni.. bilmiyorum bana çok kullanışlı geldi,inşallah arızalı çıkmaz!

-Hayırlı olsun canım… güle güle iyi günlerde kullanırsın inşallah!

-Teşekkür ederim, görüşürüz.

Telefonu kapattı. “Ne güzel , istediği gibi bir buzdolabı bulmuş” dedim içimden. Kendi dünyama döndüm.

 Bu görüşmenin üzerinden beş hafta geçmişti. Arkadaşım yeni evine taşınmış, eşyalarını düzenlemişti.

Kapının zili çaldı, açtığımda onu karşımda gördüm.Çok üzgün  ve endişeli görünüyordu.

-Hoşgeldinnn?

-Hoşbulduk deyip odaya geçti.

-Ne oldu? ,bişeymi oldu? Moralin bozuk görünüyor…

-Evet çok bozuk,! ne yapacağımı bilmiyorum artıkK!  o kadar üzgünüm kü!…

-Yaa! anlatsana ne oldu. korkutma beni…

-Buzdolabımı getirmiyorlar.

-Nası getirmiyorlar, taşınmadan bir hafta evvel haber verecektin vermedin mi?

– Hatta iki hafta evvel verdim,  ben taşınalı beş hafta oldu. getirmiyorlar,

Bayinin sahibi olan kişi telefonlarıma çıkmıyor, telefona çıkanlar, konu ile ilgil bilgileri olmadığını söylüyorlar, galiba dolandırıldım bennn! Bugün bayiye gittim, yetkili kimse yok diyorlar. Parayıda peşin ödedim, sanırım buzdolabını vermek istemiyorlar. Yeniden buzdolabı parasını bulamam ben. Onu biliyosun ne kadar sürede biriktirdim

-Elinde ödeme yaptığına dair fatura yokmu? Sözleşme yok mu?

-Var ama ne işe yarar. Bir kaç kere Bayi Sahibi Rıza beye ulaştım, bana yüzde yüz perşeme getireceğini söyledi. Perşembe evde bekledim. izin aldım getirmediği gibi aramadı bile. Ben aradığımda telefonları kapalıydı.Bayiyi aradım”bizim haberimiz yok, Rıza bey ilgilenir”dediler.

-Nasıl yüzde yüz getireceğini söylüyor da  getirmiyor. Bu nasıl bir insanlıktır.Üç kuruş para için insanların böyle kendilerini çiğnemelerine dayanamıyorum.

-Ama bunu ilk kez yapmadı. beş haftadır aynı şeyle karşılaşıyorum. Salı geliyor diyor evde bekliyorum gelmiyor, haftanın bütün günlerinde bekletti beni. “Neden böyle yapıyosunuz? “diyorum, bana  kardeşim hasta, eşim hastanede, fabiradan gelmedi, gibi bir sürü sebepler sunuyor. Ne yapacağımı bilmiyorum artık ,çok sinirlerim bozuldu. Bana açıkca “vermiyorum” diye söylese, daha az canım sıkılacak. Beni bu belirsizlik öldürüyor, vermiyorum dese, bende yasal haklarımı arayacağım ama oyalıyorda oyalıyor.

-Hangi marka ise müşteri hizmetlerini aramadın mı?

-Aramaz mıyım, onlarda biz Bayi ye ulaşamıyoruz dediler.

-Nasıl yani, bayilerine ulaşamıyorlarsa nasıl bayilik vermişler.Şayet sen buzdolabı işini çözemez yasal olarak hakkını ararsan, bende hangi marka ise bayilik veren markayada dava açmalısın. Cafcaflı  reklamlarla halkı bayilere yönlendiren kendileri değil mi? Eğer bayilerini denetleyemiyor, bir yaptırım uygulayamıyorlarsa, senin dolandırılmana ortak olmuş oluyorlar.Ne güzel halkı bayilik verdiğin kişilere yönlendir, sonrada biz ulaşamıyoruz de.

-Haklısın canım, bilmiyorum çok moralim bozuk

-Peki bu adam nasıl böyle davranabiliyor bunu anlamaya çalışıyorum. Eskiden insanlar sözünü çiğnememek için neler yaparmış.Söz ağızdan çıktığı zaman onu gerçek yapmak söz sahibinin onuruymuş, namusuymuş. Şimdi sözlerimizin bir değeri yok, onları sözleşmelerle , çeklerle, senetlerle, zoraki yaptırım uygulayarak hayata geçirmeye çalışıyoruz yinede olmuyor, İnsan teknolojik olarak geliştikce özüne sözüne güvenilmez bir varlık oldu. Kendini mal varlığı ile kanıtlamaya çalışmaya başladığndan beri insanın sözü  kurulafa dönüştü.Artık yalan söylemek, aldatmak baş tacı ediliyor, Sanırım bu yüzyılın en büyük ruhsal çöküntülerinden biri. İnsanın sözüne itimat edilememesi. Her söylenene şüphe ile bakılması. Yalan değilse bile “yalandır” diyerek yaftalanması.Tüketim toplumlarının  tipik bireylerinin  ufak çıkarlar için ne kadar küçülebildiğinin göstergesi bunlar. Ne yazık ki; artık sözün senet olduğu yıllar çok uzaklarda.Sözlerimizi onurumuz  gururumuz yapmayı hayatı geçirmediğimiz sürece, insan denen varlığın sözleri rüzgarla uçuşan kar taneleri gibi eriyip gitmeye devam edecektir.Her eriyen yalana dolana bürünen sözler gün gelip toplumun öyle bir ayak bağı olacaktır ki, bu ayakbağından kurtulmak sahtekar bireyler yetiştiren toplumun sonunu hazırlayacaktır.

Beğenebileceğiniz Benzer Yazılar…

Yorum Yok

Bir Yorum Yapın