Yazılar

TOPLUMDAKİ YAYGIN ERKEK KARAKTERİ

   

        Bebekler doğduklarında kız olsun erkek olsun ne kadar masumdurlar. Onları meleklere benzetiriz. Bakmaya kıyamayız  bulundukları odaları mis gibi kokuları ile büyülerler. Bebeklerin misler gibi kokusu ne zaman kayboluyor bilir misiniz, kendi benliklerinin farkına varmaya başladıklarında kokuları azalmaya başlar sonra da kaybolur daha dünyevi bir koku  ,onların aura bedenlerinin üzerine sinmeye başlar,  bu dönemler dünyanın enerjisi ile uyumlanma zamanını gösterir. Uzun bir süre taklit ederek öğrenirler  Bir tek doğru vardır onlar için anne-babalarının söyledikleridir.. Ev içi eğitimde ana babalar onlara dürüst olmayı, sevmeyi, paylaşmayı,yalan söylememeyi, öğretmeye çalışırlır. İstisnaları bozan aileler de vardır  ama, büyük bir çoğunluk çocuğunun iyi insan olması için bir emek harcarlar. Bizim konumuz bu büyük çoğunluğun iyi insan olmaları için harcadıkları emeklerin neden boşa gittiğidir. Erkek ve kız çocuklar okul çağının gelmesi ile toplumla bütünleşmeye başlarlar. Büyüdükce  anne babaların  ektikleri iyi tohumlar kötü tohuma dönüşmeye başlar. Ana babalar  emeklerinin heba olduğuna mı yansın, yaşadıkları hayal kırıklıklarının derinliğinemi bilemez acısını içine gömer, kabul etmekde zorlanırlar.

             Ayla  öğlene doğru kalkmış, ev işlerini şöyle bir toparladıktan sonra bazı ödemeleri yapmak için çarşıya inmişti. Elektrik, doğalgaz,telefon faturalarını ilgili birimlere ödedikten sonra kredi kartı borcunu ödemek için bankaya gitti, numaratörden  bir fiş alarak sırasını beklemeye çalıştı. Çok yorgun,bitkin görünüyordu. Ayla bir süre önce işten ayrılmış herhangi bir işte bu aralar çalışmıyordu, kendisine çalışabileceği uygun bir iş arıyordu. Numaratör yüzyirmibir numarayı gösterdiğinde  yerinden kalkarak  gişeye yaklaştı. Gişede çalışan kişiye  kredi kartı numarasını  uzatarak;

         -Kartıma ödeme yapmak istiyorum dedi.

        -Ne kadar ödeme yapmak istiyorsunuz, peşinatını mı? diye sordu bankacı.

      -Tamamını  ödeyeceğim diye kısa ve net bir yanıt verdi.

Parayı uzattı.

       Memur;

    – Telefon numaranızı yazıp imzalayabilir misiniz, birde kimlik görebilir miyim?

   – Niye ki. Para çekmiyorum ki. Kendi adıma ödeme yapıyorum. Ödeme yaparken niye kimliğim  lazım?

– Bizim prosedürlerimiz böyle hanımefendi. dedi memur.

Ayla ;

-İyi o zaman , dedi.

 Bankacının uzattığı makbuza telefonunu , adını soyadını yazıp  imzaladıktan sonra,kimliğini çıkarıp memura uzattı ,ödemesini yaptı bankadan ayrıldı.

     Biraz pazar dolaşayım diye pazara girdi, bazı alışverişler yaptı, vakitlice akşam yemeği hazırlayıp diye evine döndü.

Ayla mutfakta akşam yemeğinin hazırlıklarını yapıyordu saat altı civarıydı. Telefonu çok ısrarlı bir şekilde çalıyordu,

-Allah Allah.. kim ya böyle çaldırıyor, ellerimde müsait değil , diye söylendikten sonra elini mutfakta yıkayıp telefonun olduğu odaya yöneldi

-Efendim

-Ayla hanım

-Evet benim, buyrum.

-Ben bankadan arıyorum, bugün öğlen bankaya gelmiştiniz, adım Erkan, İşleminizi  yapmıştım, hatırladınız mı?

-Evet tabiki, bir sorun mu var

-Dekont makbuzlarının iki nüshasınıda size mi vermişim acaba? bulamıyorum.

-Bilmiyorum, farkında değilim. ben bir  tane hatırlıyorum ama çantama bakıp size döneyim. Ben sizi beş dakika sonra arayıp söylesem olur mu? Çantamda çok evrak var ancak bulurum, sizi telefonda bekletmemiş  olurum böylece.

Bankacı;

-Tamam Ayla hanım, teşekkür ederim.

Ayla çantasını yatağın üzerine boşalttı. Bugün yaptığı işlemleri tek tek inceledi. Bankacının dediği gibi ona verilmiş iki adet dekont yoktu, sadece bir adet vardı, bu dekont da zaten ona verilmesi gerekendi.Mutfağa geri dönmeden “hemen arayıp adamı da haber veriyim, işlemleri yanlış olmuş herhalde” diye düşündü.

-Erkan bey, ben evraklara baktım. bende iki adet dekont yok, belki başka bir müşteriye verdiniz yanlışlıkla.

– Teşekkür ederim Ayla hanım.

-Rica ederim, önemli değil. Bankanın işlemleri yanlış olmasında…

-Ayla hanımmm

-Başka bişeymi var soracağınız!?

-Evet yanlış anlamayın, aslında dekontlarda bir yanlışlık yoktu. Sizi özellikle aramak istedim.

-Neden???

-Siz bankadan içeri girdiğinizde sizden çok etkilendim, sizi tanımak istedim. Biraz önce söylediğim şeyler bahaneydi.

Ayla’nın hiç aklına gelmeyen bişeydi böyle bir konuşma. Bir süre sustu.

-Şaşırdım, bankada toplam yedisekiz dakika kaldım, hangi  arada böyle bir hisse kapıldınız anlayamadım. diyebildi.

-Şaşırdınız biliyorum, ama öğleden beri sizi düşünüyorum,  sizde beni büyüleyen müthiş bir elektrik var, siz  benim hakkımda pek iyi düşüncelere sahip olamayabilirsiniz şuan. ama inanın bende her müşteriyi arayıp böyle şeyler diyen bir insan değilim. Size dürüst davranıyorum sizden çok etkilendim ve sizi tanımak istiyorum.

-Bakın diye kekeledi Ayla. Ne dese karar veremiyordu kızıp bağırıp çağırıp telefonu kapatsamıydı, adama konuşmasını sürdürdü,

-Bana ne deseniz haklısınız. Kızmakda haklısınız diye ondan önce davranmıştı adam.

-Ben bu kadar cesaretli davranmanıza şaşırdım açıkcası. diyebildi.

-Size açık ve dürüstce birşeyi daha söylemek istiyorum  dedi  adam

-Ben evliyim. çok küçük yaşta evlendim, eşimle hiç anlaşamıyorum. Hayatımda yeni birşeyler olsun istiyorum. Bunu en başındana size söylemek istedim. Size karşı dürüst davranmak istiyorum.

Ayla şaşkınlğı bırakıp öfkelenmişti.

-Evlisiniz bana böyle bir teklifle geliyorsunuz. Sizin nasıl evlendiğiniz,evlilik sorunlarınız aslında beni hiç ilgilendirmiyor, böyle bir teklifi de kendime hakaret sayıyorum.aklınız süre bana dürüstlük  taslayıp, “bende aa bak ne dürüst adam bana açıkca söyledi evli olduğunu diyeceğim” böylece gözüme gireceksiniz öylemi.?Çakma dürüstlük sizin yapmaya çalıştığınız. Şayet birine dürürst davranmak istiyorsanız evinizde eşinize davranın. Siz niyeti bozmuşsunuz, nasıl olsa böyle bir durumu  ayla olmazsa fatma, fatma olmazsa ayşe ile yaşamaya niyet etmişsiniz. Birini mutlaka tuzağınıza çekeceksiniz.Ama ben size şunu söyleyim, yapmaya çalıştığınız şeyde, düşünceleriniz çok kötü. İkiyi yüzlülük. Dürüstlük değil. Allah sizi niyetinizle sınasın ve lütfen bir daha beni rahatsız etmeyin hiçbir şekilde. deyip telefonu kapattı Ayla.

            Bu ne cesaret  yahu diye söylene söylene mutfağa döndü. “Geri zekalı”diye söylendi.  Kapı zili çaldı, koştu zili açtı.

– ooo canım yazarım gelmiş dedi. bana bakarak.

-Az önce ne oldu biliyomusun!? Geri  zekalının biri bana böyle böyle şeyler dedi.

-Ya bankaka girip sıra numarası alıp toplam beş altı dakika içinde bu adam  beni nereden gördü, tahlil etti böyle bir konuşmaya cesaret etti anlamıyorum. Neyse ağzının payını verdim. Şimdi o düşünsün. Gerçi böyle karakterler düşünme özürlüdür.Kadınlarımıza acıyorum. Bunlardan milyonlarca var, ilk öncede  evliliklerini ve eşlerini kötüleyerek başlıyorlar laflarına.

-Öyle canım malasef çok fazlalar. Bu insanlar tek eşli sisteme  alışamıyorlar herhalde,  çoluk çocuk olup ,hayat monotonlaşmaya başladığında  kendilerine yeni maceralar  bulmak istiyorlar. Bunu pisikolojik alt yapısı  var aslında. Evliliklerin ruhsal değil fiziksel olarak  üremeye has yapılması. Bunun için ben evliliklerin son kullanma tarihleri olması gerektiğini savunuyorum. Evlilik yapıldığında  evliliklerin her beş yılda yenilenmesi bu insanlarında evliliklerini kaybetme tehlikesini hissetmeleri gerekir. Bir ömür boyu, gibi süresiz verilen bir zaman evli erkeği yoldan çıkarıyor. Aile birliğine zarar veriyor. En önemli evli kadına zarar veriyor. Son kullanma tarihi olacağı bilinen bişreyde tarafların daha titiz ve itinalı davranmaya çalışacaklarını sanıyorum. Evlilik süreleri belirli bir zamanda yenilenmesi koşulu erkeğide kadınıda dizginler. Davranışlarını yansır kanatindeyim.

      Ayla çaylarımızı keklerimizi getirdi sohbet etmeye devam ettik.

          Kısa hikayemizde inisanlarımızın dürüstlük payesi adı altında ne kadar büyük sahtekarlıklar peşinde davranmaya çalıştığınızı göstermeye çalıştım.Bu karakterleri toplum kollektif bilinci ile harmanlayıp yaratıyor, Ana babalar öğretmenler ne kadar uğraş versede kollektif bilinç proğramı bireyleri yutuyor. Birde erkek doğmuşsanız erkek eğemen toplumların erkeklere verdiği özgürlükleri sonuna kadar kullanmak istiyorlar. Son yıllarda kadınlarında eşlerini aldatma oranlarının yükselmesi, kadın toplumunun erkek toplumunu taklit etmeye çalışması ,bu tip davranışları toplumda tamiri imkansız manevi yaralar açıyor malesef. Birbirine güveni gittikce yok olan kadın ve erkekler her geçen zaman dilimiminde dahada bireysel yalnızlağa itiliyorlar,Kadınlar  bu tip davranışlarından gerek mahalle baskısı, gerekse töreler aracılığı ile bir şekilde cezalandırılırken erkeğin yaptıkları yanını kalıyor birde pohpohlanıyor. Yaptıkları yapmaya çalıştıkları ahlaksızlık  şirin gösteriliyor. Ahlakı kuralların ihlali kadın içinde erkek içinde aynı olmak zorundadır. İkiyüzlü davranan bir babadan aileye ne gibi yarar gelebilir manevi anlamda.

   “Toplum olarak ahlaki anlayışımızı rafa mı kaldırıyoruz” adlı yazımda  bu konuya detaylı olarak anlatmıştım. Yukarıdaki örnek milyonlarca farklı konularda çeşitlendirilerek anlatılabilir. Ticari ahlaksızlık, insani ahlaksızlık toplumumuzda  saymakla bitiremeyeceğimiz kadar fazladır. Bu yozlaşmaya çanak tutarak ortak olarak insani sonumuzu yaklaştırdığmızın farkına varmak zorundayız. Her birey kendi davranışlarına çeki düzen vermek durumundadır.

Beğenebileceğiniz Benzer Yazılar…

1 Yorum

  • Yanıtla
    Müslüm
    4 Aralık 2011 at 18:29

    Hikayenin devamı;Bir gün sonra evli bir kadın bankaya gider kasada ki aynı şahsı beğenir ve işi bittikten sonra dışarıya çıkar cep telefonu ile kasada ki adamı arar.o da bir bahane uydurur.Nasıl olsa hayat koca bir yalan ve asılsız bahaneler harmanı.Adam a arkadaşlık teklif eder.Adam gerçekten AYLA DAN elektrik aldığı için onu ret eder.Bir gün öncesi duyduğu mahcubiyetin acısını çıkarmıştır fakat aklı hala AYLA dadır.Kadının adı ASİYE ve sizin işyerinizde çalışan çirkin fakat ama iyi kalpli biri. Gelip size;PAKİZE ablacığım bu gün bilsen ne yaptığımı galiba kesersin beni dedi.Hayatımın erkeğini,rüyalarımın prensini gördüm;kadınlık onurumu ayaklar altına alıp teklifte bulundum,adam evli çıktı beni kabullenmedi.ben şimdi ne yapacağım?dedi.Sizde şairane yüreğinizle ve dürüstlük abidesi yazarlığınızla psikoloğmu tavsiye edersiniz yoksa aşk evliliğe yaşa başa bakmaz,mantık dinlemez,grift bir duygudur HERKESİN KENDİNE GÖRE BİR RENGİDİR diyerek acırmısınız.Erkekleri savunmak için bu hikayenize ilave yapmış değilim.Lütfen yanlış anlaşılmak istemiyorum.Lakin erkekleride kadınlarıda yaratan MEVLA ne diye erkek için çok eşliliğe izin vermiş kadına ise vermemiş onu çok iyi etüd etmenizi isterim.Bilimsel bir araştırmada erkelerin işçi arı kadınların ise kraliçe arı özellikleri sergilediklerini okumuştum.Allah erkeğin çok eşliliğini zor şartlara bağlamışken(bütün eşleri eşit tutma şartı koymuşken)bunu beceremeyen veya tam tersine araya uçurum koyan erkelerin yüzünden Allah ın izni de sorgulanır tabi.Evet günümüz erkeklerinin bütün zamparalık hovardalık ve çapkınlıkları çok eşliliği yasaklayan yasalar ve birden fazla evlilik yapıpta eşit davranamayan adaletsiz zevk sefa düşkünü domuz soylu erkeklerin sorumluluğudur.Unutmayalım her erkeğin yanlışında bir başka kadın %50 pay sahibidir.
    Bütün bu yazılanlar nefsani aşkın uğraşıları işte.Eskilerde böylesi durumlarda şahıslar ettik kurallar veya dini inançlar gereği duygularını içine atıp sevdalanırlardı.İnsani aşklar İlahi aşka dönüşürdü.Günümüzde her kes herkese çok kolay ulaşabiliyor ve çok fazla örneklemeleri medya abartılı bir şekilde empoze ediyor.İnsanlarımızın yüzde kaçı şu interneti etik kurallar çerçevesinde kullanıyor?Çok iyi biliyorsunuz sağlam insan yüzde üç beş…

  • Bir Yorum Yapın