Yazılar

UYANIŞIN EŞİĞİNDE

Şimdi uyanma zamanı;
Yaşadığımız karma karışık hayatlarımıza zaman zaman,
isyan ederiz.Erkek ve Kadının yükü, hem maddi hem
manevi olarak çok ağır, birde çocuksan bu yüzyılda
işin daha da zor. Bu koşturmacının ortasında belki
bir an durup sağa sola bakmanın,derin bir nefes alarak
(çoğumuz nefes alan, bir saniye nefes alamazsak
ölen varlıklar olduğumuzu unutmuş durumdayız)
“Ne yapıyorum ben?” sorusunu sormalıyız artık.
Haydi hep beraber soralım:“Biz ne yapıyoruz sahiden?
” Kendi ürettiğimiz ürünlerin kölesi olduğumuzun
farkındamıyız?“ Kendimizi sadece bedensel bir varlık
olarak algıladığımızı”Bütün bu koşuşturmanın
bedenimize iyi evler,iyi giyecek, iyi yiyecekler için
olduğunu, büyük bir yanımızı yok saydığımızı
hissedebiliyor muyuz? Dünya insanları olarak kayıp
olmuş bir nesiliz biz. Teknolojimiz sayesinde daha
önceki yüzyıllardan daha rahat yaşıyoruz belki,
suyumuz evimize geliyor, karanlık derdimiz yok,
ulaşımız çok iyi, yollarımız çamur değil,
kirlettiklerimizi elimizle yıkamıyoruz, yine de bir
şey eksik öyle değil mi? Acı çekiyoruz. Yetişkin bir
kadın ve erkek olarak acılarımız derin. Mutlu
olamıyoruz. Veya mutlu olmayı, huzuru dışımızda
yarattıklarımızda arıyoruz.Bizi özümüzden ayırıp uzağa
atan düşmanı göremiyoruz. Bizler sadece dış
hayatın cazibesi ile yetinerek,yaşabilecek varlıklar
değiliz. Dışımızdaki maddesel imkanların yanına manevi
değerleri de eklememiz gerekiyor.(iyi yaşamak için ;ez,
öldür, yok et,sömür, çal) komutlarını ruhumuzdan silip
atma savaşını başlatma zamanı gelmiş ve geçmektedir.
Bizlerin yaşamımızı iyileştirme adına attığımız her
adım, evrene büyük zararlar vermektedir.Yukarıda
saydığımız komutları sadece insan ırkına uygulamıyor
evreni talan ediyoruz. Bilinçlerimize bu komutları
nasıl işledik? Nasıl bu kadar ruhsal olarak
yoksullaştık? İnsanım diyen her varlık bunları
sorgulamalı ve kendini iyileştirmek için bir adım
atmalıdır. Evren bize küsmüştür. Bunu gerek
yanardağları ile, gerek depremleri ile gerekse iklim
değişiklikleri ile anlatmaya çalışmaktadır. Bu yok
oluşa ve yok edişe dur demenin zamanı gelmiş ve
geçmektedir. Biz dünya insanları olarak bir bütünün
parçasıyız. İnsan ırkının.Bazı ayrıntılar bize sadece
yok eder ve asırlardır da yok etmektedir.Ayrıntılara
takılıp kaldığımız zaman, acıma duygusunun yok
olduğunu, insanın nasıl zalimleştiğini, nasıl aşağılık
bir varlık durumuna düştüğünü ve düşürüldüğünü
izliyoruz. Artık uyanın ve üstün yaratılan insan denen
varlığı yerlerde sürünmekten kurtarın.Bunu sadece siz,
kendiniz kendinize yapabilirsiniz. Bir yanımızı var
sayarken diğer yanımızı yok saymamız bizi bu
durumlara düşürdü, Bir çiçeği hoyratca koparırken
“ onun sahibi olmadığınızı” hatırlayınız. Çünkü biz
bu evrende hiçbir şeyin sahibi değiliz. Sahibi
olduğumuzu sandığımız şeyler sadece bir yanılsama.
Sorgulayalım kendimizi. İlk önce düşüncelerimizden
başlayalım. Her şey düşünceyle başlar ve düşünceyle
biter.

You Might Also Like...

No Comments

    Leave a Reply