Yazılar

ZİHiNİN GEVEZELİĞİNDE KAYBOLAN İNSAN

        Hızlı adımlarla yürüyordu kalabalığın içinde.Acilen  otobüs durağına gitmesi gerekiyordu.Otobüsü kaçırmak istemiyordu. Hemen eve gitmeli ve sormalıydı ona.

– Sen! senn! varya sen, yalancısın demeliydi. Beni aldattın. Sana olan inancımı yitirmeme neden oldun.Kendime güvenimi sarstın. Hemen bu sözleri onun gözlerinin içine baka baka söylemeliydi. Bunu bana neden yaptın söyle? Bunu neden yaptın? Ne yaptım ben sana, ne yaptım, sadece iyilik, seni kendimden önce düşünmedim mi? Bütün planlarımı erteleyerek senin isteklerini öne almadım mı? Hayatımın akışını sana göre değiştirmedim mi? Neden yaptın ? Nedenn …!?Nedeeennnn…!? Nedennnn…!?

Zihninde yüzlerce sorular ve kendi kendine verdiği cevaplar yürümeye devam etti. Durağa gelmiş ve nihayet otobüse binmişti. Bir süre ayakta kaldıktan sonra inen birinin yerine oturmuş başını cama dayamıştı. Etrafındaki insan kalabalığını görmüyordu, seslerini duymuyordu, duraklarda inen binenleri farketmiyordu, çığlık çığlık ağlayan çocuk bile ona sesini duyuramıyordu. O kendi düşüncelerinin girdabına dalmış, gözleri yarı kapalıydı. İçi sıkılıyordu.

-Ne olduki şimdi dedi silik bir ses, içinde.

-Ne demek ne oldu. dedi daha baskın olanı.

-Görmüyor musun bana yaptığını? Bana yalan söyledi, daha ne olacakkk..!

-Emin misin ? diye sordu yeniden masum masum.

öfkelenerek:

-Eminim bana yalan söyledi. Bana annesine gideceğini söylemişti ama erkek arkadaşları ile yemeğe gitmiş. Dışarıya hiç ses duyulmasada ,içinde bağırıyordu çığlık çığlık.

-Ama annesine gittiğini söylemişti  sana  hatırlasana, neden dediklerini dikkate almıyorsun. Bilmezden geliyorsun kendinden emin.

-Ben inanmıyorum, inanmıyorum, annesine gitmedi, gittim diyor. Gitmedi işte. Gitmedi.

-Diyelim ki annesine gitmedi, arkadaşları ile gitti ve sana söylemedi. Sana yalan söylemiş olmuyor, sadece söylememiş oluyor. Annesine gittikten sonra, proğram değiştirmiş olabilir, beklenmedik bir telefon gelmiştir , bunu seninle paylaşma fırsatı olmamıştır. Sen ise annesine gitmediğini düşünerek, sabahtan beri kendini yedin bitirdin. Çok mu zor annesine telefon edip sormak. Neden telefon etmiyorsun. Farkındamısın  öyle çok zihnin gevezelik ediyor ki neye kızdığını unutmak üzeresin.

-Öfff dedi.. saçmalama  niye annesini arayacak mışım, soracakmışım. Kontrol ediyor durumuna düşerim.

-Ararsan  ne olur, pullarınmı dökülür. Arayıp gerçeğin ne  olduğunu öğrenmek istemez misin? Sabahtan beri kurdukların  doğrumu yanlış mı  öğrenmiş olurduk.

-Doğru tabiki doğru, bana yalan söyledi. Hem daha öncede başka şeyler olmuştu. Şimdi hepsi birbir dizildi aklıma. Kara defteri kabartmış farkına varmadan. Ben

hep susmuştum, görmezden gelmiştim, duymazdan gelmiştim,ama bugün asla böyle olmayacak. Herşeyi birbir  yüzüne vuracağım.

-bak gördünmü dedi içindeki ses

-neyi gördüm mü?

-işte şu an zihnin seni öyle istikametinden saptırdıkı asıl kızdığın konuyu unuttun bile. Şimdi geçmişteki kara defterleri çıkardın,bunlar doğrumu yoksa kendi sanrıların mı bunu bile bilmiyorsun.Artık annesine gitmesi değil seni üzen farkındaysan.Aklına birbir dizilenler. Eğer telefon edip gerçeği kendin öğrenmezsen az sonra bu düşüncedende atlayıp başka olayları bulacaksın ,gündemini yitireceksin. Öfken geçtiği zaman neye kızdığını hatırlamayacaksın bile. Böyle yapma. Böyle yapmamalısın.Sadece annesine bir telefon et , zihninin seni kendi gevezeliklerinin peşinden koşturmasına izin verme. Akıllı ol. Aklını kullan. Akıl sana ne diyor. Araştır diyor. Ara diyor. Sakin ol diyor. Yıkmadan evvel yapmayı dene diyor.                                          

Ani fren sesi ile düşüncelerinden sıyrıldı. Çantasından  telefonunu çıkardı. Eşinin annesinin numaralarını çevirdi. Telefon ilk önce meşgul çaldı, öfkelendi telefonu çantasına yeniden koymak üzereyken

-Arasana dedi içindeki ses. haydi ara.

Yeniden çevirdi telefonu. Telefon çalıyordu. Kadın telefonu açtı.

-Aloo buyrun dedi. kırılgan ve yorgun bir ses

-Anne benim, gelinin. Nasılsın anneciğim. İyimisin.

-İyiyim  kızım. sen nasılsın. eve gidebildin mi

-Otabüsteyim anne. birazdan ineceğim, ben sana bişey soracaktım. Dün Murat kaşkolunu sizde bıraktımı. Sabah bulamadık da.

-Hı hıı bizde kalmış kızım. Dün akşam arkadaşları telefon etti acele çıktı, unutmuş çocuğum.

-Haaa öylemi anne, biz sonra uğrar alırız, ben durağa yaklaştım, ineceğim birazdan. Ellerinden öperim anneciğim.

      Artık kendine kızıyordu. Bütün gün kendini yiyip bitirmiş, işine konstantire olamamış ,bugünden hiç haz alamamıştı.Huzursuz olmuştu. Ne kadar haksızlık yaptım ona diye söylendi. Gerçeği öğrenmek bir telefon kadar yakınken onu neyle suçladım. Allahtan eve gidip ona çatmadım haksız yere.

 ****

           Kimbilir günde kaç kez zihnimizin bizi ele geçirmesine şahit oluyoruz.Olayları merkezinden o kadar çok saptırıyoruz ki  neye kızdığımızı biz bile hatırlamıyoruz  çoğu zaman.Akılımızın kalbimizin sesini duyamaz oluyoruz. O kadar geçmişe gidiyoruz ki bir anda  adı üstünde geçmiş olan olayları bire bir anda güncelliyoruz.Ani öfke nöbetlerimiz, iç daralmalarımız bize farkettirmeden gemimizi ele geçiren gezeve zihnimizin kışkırtmalarıdır.Bu kışkırtmalar karşısında hiç bir insan kurban değildir. Kendi gemisinin efendisidir. Eğer gemisini yüzdürmeyi iyi biliyor ise. Zihin gevezeliğinin temeli geçmiş olaylara dayanır  o siz negatif düşüncelerle dolduğunuz an ortaya çıkar,başlar konuşmaya. o kadar çok konuşur ki siz  ilk düşündüğünüz düşünceye dönemezsiniz bile.Konudan konuya atlar, alakalı alakasız onlarca bağlantı bulur ve kurar.Böyle zamanlarda kendimize sahip çıkmamız ve enerjimizi boşa tüketmesine izin vermemiz için ona

-Dur bir dakik,dur deyip ,kalbimizin sesini dinlememiz lazım, aklımızın bu duruma ne diyeceğine göz atmamız lazım.Bir saniye , sadece bir saniye  bir an düşüncelerin bu zincirini kırıp düşüncesiz kalırsanız zihninize format atarsınız. Sizi negatif olarak etkileyen  düşüncelere daha pozitif  bakma fırsatını yakalarsınız.

Sevgiyle kalın.

Beğenebileceğiniz Benzer Yazılar…

Yorum Yok

Bir Yorum Yapın